Balı balçıktan ayıramayanlara tam teşekküllü bir şerh
“…
kimin aslı balçık idiyse o gizli tutuluyordu
gizlinin erketesine gönül deniyordu ki fasaryası
sımsıkıydı yapışkandı
kopmuyordu gözgüsünü yazgısı sanma hatasından
hatalar kime sorarsan sor
pek zarif duruyordu bahçe kapılarında
bahçelerinde havuzlar havuzlarında fıskiyeler
fıskiyelerinin ucunda ping-pong topları
sevmek diyorlardı nasıl olsa hoş görmek değil midir
yürüyüşten kürüyüşten çürüyüşten aldıkları
moribond zevkle mest oluyorlar kafiye hatırına
serbest sermest oh ne güzel şey
başı boşluk başı hoşluk başı bozukluk hâttâ
bilerek kaybediliyor anahtar ve ardından maymuncuk
kullanmayı emreder asrımız deniyordu
satalım deniyordu anasını açıldığı
yere kadar açalım
…”