Bize hep "mükemmel ol" dediler; ütülü gömlekler, kusursuz cümleler, hata yapmayan robotlar gibi yaşamamızı istediler. Oysa senin o sabah uyanınca şişmiş gözlerin, gülerken çıkan o garip ses, heyecanlanınca elinin ayağına dolaşması, gömleğine damlattığın o kahve lekesi... İşte seni "sen" yapan, seni sevilmeye değer kılan şeyler bunlar. Tanrı, kusursuz mermer heykeller yaratmasını bilmez miydi? Ama O, düşen, kalkan, ağlayan, sonra burnunu çekip gülen "İnsanı" yarattı. Çünkü mükemmellik soğuktur, mesafelidir. Kusur ise sıcaktır, davetkardır. Lütfen o çatlaklarını kapatmaya çalışma. Bırak sesin titresin, bırak saçın dağılsın. Biz senin o "tam olmamış", o "yarım kalmış" halini seviyoruz. Sen vitrindeki cansız manken değilsin, sen nefes alan, hata yapan ve her hatasında biraz daha güzelleşen bir can'sın. Kendine kızmayı bırak, sakarlığına gülümse.