Murat BOLAT

Murat BOLAT
@mbolat07
Memento Vivere Serendipity instagram.com/m_bolat0
Yüksek Lisans
Mersin
Mersin, 5 Temmuz
135 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Kendi iyiliğini, başkalarının kalbini hiçe sayarak inşa etmeye kalkarsan...hayat bir gün sana o aynayı uzatır. Ve o aynalar en çok da görmezden gelinen vicdanları yansıtır. Çünkü içi boş bir vicdanla kurulan her başarı hayali, eninde sonunda içten çöker. Ve o an geldiğinde ne güç, ne hırs, ne de elde ettiklerin; seni gerçekten, tüm kalbiyle sevmeyi göze almış birinin yokluğunu senin için telafi edebilir.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir şey var ki… İnsanı en çok acıtan aldatılmak değil. İnsanı en çok acıtan; sadakatin artık bu kadar ucuzlaması... Çünkü sadakat dediğin şey sadece “iyi niyet” değil. Sadakat; birinin gözü kapalı sana yaslanabilmesi, düşerken senin yanında sağlam bir zemin bulmasıdır. Birinin ev dediği yere, senin oyun alanı muamelesi yapmamandır. Ama siz ne yaptınız? İçinizdeki o ilkel dürtüyü sözde “özgürlük, cinsel devrim, insan doğası” diye topluma yedirdiniz. Bencilliği ve Narsisizmi “kendini keşfetmek” diye pazarladınız. Hevesi “hak ediyorum” cümlesinin arkasına sakladınız. Ve sonra… bir insanın hayatına, en ucuz yalanlarla girdiniz. 5 dakikalık anlık zevk için 50 yıl sadece size sadık kalabilecek insanları artık tamamen kaybettiniz. Bir ilişkiyi değil, bir ömrü sabote ettiniz. Bir bedeni değil, bir güveni kirlettiniz. Şimdi elinizde ne var biliyor musunuz? Ekran ışığı kadar sıcak, vicdan kadar soğuk bir yalnızlık. Hazzın geçince kalan o sessiz tiksinti… Ve aynaya bakınca kaçtığınız o yüz…
"Önemli olan iç güzelliktir" yalanını, tembeller ve kendine bakmaktan aciz olanlar uydurmuştur; çünkü insan beyni, milyonlarca yıldır gördüğüne inanmaya programlıdır. Sen paspal, bakımsız, kirli ve uyumsuz giyinerek bir odaya girdiğinde, ağzınla ne söylersen söyle, görüntün "ben kendime saygı duymuyorum, bana da saygı duymayın" diye bağırır. Estetik, yüzeysel bir makyaj değil, bir güç gösterisidir; kendine bakan, giyimine özen gösteren, temiz kokan bir adam, "ben hayatımın kontrolünü elimde tutuyorum" mesajı verir. Güzellik ve estetik, doğanın hiyerarşisidir; çiçekler bile böcekleri çekmek için en güzel renklerini açar. Sen doğaya karşı gelemezsin. Kıyafetin zırhındır, saçın tacındır, duruşun kılıcındır. Çirkin olmak (fiziksel özelliklerden bahsetmiyorum, bakımsızlıktan bahsediyorum) kendine ve seni izleyen gözlere karşı işlenmiş bir suçtur. Dünyayı değiştirmek istiyorsan, önce aynadaki görüntüyü düzelteceksin. Jilet gibi giyinmek, dik durmak ve göze hitap etmek, savaşmadan kazanılan ilk zaferdir. İnsanlar kitaba kapağına göre değer biçer, içini sonra okurlar; kapağın kötüyse kimse o kapağı açıp da içindeki cevheri merak etmez.
Şu an hayat sana serbest bırakma yasasını öğretiyor. Gerçekten hiçbir şey senin değil. İnsanlar gelir ve gider. Anlar geçer. Aşk biter... Hepsi geçici. Tutunmaya çalışmadan keyif almayı öğrenmelisin. Değişimi kabul et. Zamanı geldiğinde bırak gitsin. Huzurunu koru ve çoktan solmaya başlamış olan şeylerden ne zaman uzaklaşman gerektiğini bil.
Duygu ve Düşünce
Sana sürekli "iyi düşün iyi olsun", "pozitif kal", "evrene mesaj gönder" diyorlar. Bu, yüzyılın en büyük yalanıdır. Hayat sadece güneşli günler ve gökkuşaklarından ibaret değildir. Acı, hüzün, keder... Bunlar defo değil, insan olmanın ham maddesidir. Sürekli mutlu olmaya çalışmak, bir tür akıl hastalığıdır. Karanlığını inkar edersen, o karanlık seni yönetmeye başlar. Nietzsche'nin dediği gibi, kaos olmadan dans eden bir yıldız doğuramazsın. Düşmekten korkma, üzülmekten kaçma. Karakter dediğin şey, ne kadar güldüğünle değil, ne kadar acıya göğüs gerebildiğinle ölçülür. Modern dünya sana acıyı uyuşturmayı öğretiyor; haplarla, alkolle, alışverişle... Oysa büyüme sadece konfor alanı bittiğinde başlar. Izdırabını sev, çünkü o senin öğretmenindir.