Bir zamanlar iki insanın yakınlaşması,
uzun vadeli ciddi bir yatırım kararına benzerdi.
Zaman isterdi, istikrar isterdi,
iniş çıkışlara rağmen elde tutulurdu;
çünkü getirisi güven, huzur ve birlikte büyüyen paylaşılan huzurlu bir hayat olurdu.
Bugünse duygusal piyasa bambaşka işliyor. Herkes, en az çabayla en yüksek getiriyi isteyen amatör yatırımcılara dönüştü. İlişkiler artık neredeyse anlık fiyat hareketlerine göre açılıp kapatılan hisse senedi pozisyonları gibi:
Bir gün yükselişteyken sahipleniliyor,
ertesi gün en küçük düşüşte
“stop loss/zararı kestim” denilerek pozisyon tamamen kapatılıyor.
Artık çoğu insan ilişkiye girerken
bağ kurmak için değil, kârlı olup olmayacağını görmek için bekleme modunda takılıyor.
Kimse bilançosunu açık tutmuyor; niyetler muğlak, duygular karışık.
Ortaya sunulan kişilik, çoğu zaman gerçek benliğin makyajlanmış
sahte bir versiyonu.
En temiz görünen sayfalar bile dip notlarda saklanan kırılganlıklarla dolu.
Romantizm bir dönem kitabında kalan eski bir kavram gibi.
Duygularını açıkça söylemek zayıflık sayılıyor; sadakat, neredeyse nadir bir emtia gibi ulaşılması zor bir formda karşımıza çıkıyor.
Yine de bazı sağlıklı insanlar bu hızlı çarpık döngüye ayak uydurmayı en baştan beri reddediyor.
Bir bakışta içinin durulduğunu hissettiren o güven duygusunu,