Milletin ağzında bir sakız olmuş "kaderim böyleymiş, nasip değilmiş" lafları, oysa bunlar tembelliğin en cafcaflı kılıfından başka bir şey değildir. Sen sabahın köründe kalkma, risk alma, konfor alanından çıkma, ter dökme, beynini zorlama, sonra da "Allah bana vermedi" de; yok öyle bir dünya. Yaradan sana akıl vermiş, irade vermiş, kol vermiş, bacak vermiş; sen bunları kullanmayıp bir köşede pinekliyorsan, bu kader değil, senin tercihindir. Kader, senin gittiğin yolun sonudur ama direksiyon senin elindedir; gaza basmayan, direksiyonu kırmayan adamın uçuruma yuvarlanması yazgı değil, ihmaldir. Mucize bekleyenler, sadece bekledikleriyle kalırlar; mucizeyi yaratanlar ise, "bitti" denilen yerden tekrar başlayanlardır. Gökyüzünden altın yağmaz, tarlayı sürmeden ekin bitmez. Hayat, senin ne kadar istediğine değil, o istek uğruna ne kadar bedel ödediğine bakar. Eğer gerçekten istiyorsan, mazeretlerin biter, çözüm arayışın başlar. "Olmuyor" deme, "ben olduramadım, daha çok denemeliyim" de. Çünkü sistem, mızmızlananları eler, savaşanları ise zirveye taşır. Kaderin kalemi senin elindeki çekiçtir, neyi kırıp neyi inşa edeceğine sen karar verirsin. Suçlu arama, aynaya bak; kurtarıcı da orada, düşman da orada...