Murat BOLAT

Murat BOLAT
@mbolat07
Memento Vivere Serendipity instagram.com/m_bolat0
Yüksek Lisans
Mersin
Mersin, 5 Temmuz
135 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Sevgi dediğin şey çoğu zaman bir muhtaçlık, bir takas, bir hormon oyunudur. Saf, karşılıksız, ilahi sevgi sadece senin kendine duyabileceğin saygıdır. Başkalarından seni tamamlamalarını bekleme. Sen yarım değilsin. Tek başına bir ordusun, tek başına bir evrensin. İnsanlar hayatına girer ve çıkar; misafirdirler. Misafire oda verilir ama evin tapusu verilmez. En derin sırlarını, en karanlık arzularını kimseyle paylaşma. Çünkü seni en iyi anlayan bile, seni kendi kapasitesi kadar anlayabilir. Ve herkesin kapasitesi sığdır. O derinlikte sadece sen varsın. O sessizlikte, o ıssızlıkta kendi yankınla konuşmayı öğren. Kendi kendine yetebilmek, kralların bile ulaşamadığı bir mertebedir...
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dünya sana zehir sunacak. İhanetle, hastalıkla, başarısızlıkla, kayıpla... Çoğu insan bu zehri içip ölür ya da sürünür. Sen ise o zehri içip bağışıklık kazanacaksın. Mithridates gibi, her gün azar azar acı alarak acıya hükmedeceksin. Seni yıkan şey, senin inşanın malzemesidir. Kırıldığın yerden ışık girer sözü yalandır; kırıldığın yerden sen çıkarsın, daha sert, daha keskin, daha acımasız. Ruhundaki yara izlerini kapatma. Onlar senin savaş haritandır. O haritaya bak ve nereden geldiğini hatırla. Dibi görmeyen, gökyüzünün yüksekliğinden başı döner. Sen dibi gördün, orası senin evin. Şimdi o karanlığı al ve onu bir pelerin gibi sırtına geçirip güneşe yürü.
Bazen hayat seni öyle bir noktaya getirir ki, kalbini söküp bir kasaya kilitlemen gerekir. Merhamet, savaş alanında seni zayıf düşürür. Karşındaki insan sana ihanet ettiğinde, seni yarı yolda bıraktığında ona üzülme, ona kızma bile. Sadece kapıyı kapat ve kilitle. O kişi artık senin için bir "hiç"tir. Bu duygusal buzlanma, seni koruyan en güçlü zırhtır. Kimsenin gözyaşı seni yolundan döndürmesin. Hedefine kilitlenmiş bir füze gibi ol; rüzgar, yağmur, fırtına seni ilgilendirmez. Sen sadece hedefe varıp varmadığına bakarsın. İnsanlar sana "kalpsiz" diyebilir. Desinler. Kralların kalbi olmaz, kralların sorumlulukları ve vizyonları olur...
En çok kiminle konuşuyorsun? Kendinle. O zaman o konuşmanın kalitesini düzelt. İçindeki ses sana sürekli "Yoruldum, bıktım, olmuyor" diyorsa, o sesi boğ. Kendi kendine yaptığın o içsel sohbette kendine "Abi"lik yap, "Koç"luk yap. Düştüğünde "Kalk lan, daha bitmedi" diyen o iç sesi yarat. Etrafında seni motive edecek kimse yoksa, kendi amigo takımın kendin olacaksın. Aynaya bak ve o adamla konuş. "Bugün ne yaptık? Yarına ne kaldı? Aferin, iyi iş çıkardın" ya da "Kendine gel, saçmalıyorsun" de. Bu delilik değil, bu "otokontrol"dür. Kendi zihninin dizginlerini eline almazsan, o at seni uçuruma sürükler.
Bir ortama girdiğinde, sığıntı gibi köşeye çökme. Mekan neresi olursa olsun, ister bir gecekondu, ister bir saray; oraya girdiğin an, orası senin "Bölgen"dir. Ceketini çıkarışın, sandalyeye oturuşun, çayını karıştırışın... Her hareketin "Ben buradayım ve burası benden sorulur" rahatlığında olsun. Yayıl. Enerjinle odayı doldur. İnsanlar senin alanına girmek için izin istesin (bakışlarıyla bile olsa). Kendi auranı bir çit gibi etrafına ör. O çitten içeri giren, senin kurallarına uymak zorunda kalsın. Mülkiyet tapuda değil, ruhtadır. Ruhunla işgal etmediğin koltukta, emanetçi gibi oturursun.