Murat BOLAT

Murat BOLAT
@mbolat07
Memento Vivere Serendipity instagram.com/m_bolat0
Yüksek Lisans
Mersin
Mersin, 5 Temmuz
135 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
İnsan beyni, hayatta kalmak üzerine programlanmış biyolojik bir bilgisayardır. Seni tehlikeden korur, riskten uzak tutar. Ama "yaşamak" ile "hayatta kalmak" arasında dağlar kadar fark var. Hayatta kalmak, ceylanın işidir; her çıtırtıdan korkar, sürekli tetiktedir, kaçmaya programlıdır. Yaşamak ise aslanın, hatta aslandan öte o ormanın ruhunun işidir. Korku dediğin şey, zihnin sana oynadığı en büyük oyundur. "Kaybederim" korkusu, "Rezil olurum" korkusu, "Yalnız kalırım" korkusu... Bunlar senin ayaklarına bağlanmış görünmez prangalardır. Bir adım öteye geçmek istiyorsan, önce kendi zihnindeki o gardiyanı boğazlayacaksın. O gardiyan sensin. Kendini sabote eden, potansiyelini frenleyen, "yapamazsın" diye fısıldayan o ses, senin en büyük düşmanındır. Dışarıdaki düşman kolay; çizersin üstünü, biter gider. Ama içindeki hainle aynı yastığa baş koyuyorsun, asıl savaş orada. Evrenin dili sessizliktir dedik ama bu sessizlik boş bir sükunet değil; fırtına öncesi o boğucu durgunluktur. Bak, kuantum alemi diyorlar, enerji diyorlar... İşin raconu şudur: Sen neye odaklanırsan, evren sana onu büyütüp geri verir. Sen sürekli "yokluk" ve "çaresizlik" frekansında yayın yaparsan, hayat sana bolluk vermez; sana daha fazla çaresizlik verir ki haklı çıkasın. Çünkü ego haklı çıkmayı sever. Mutsuz da olsa, "Bak gördün mü, ben demiştim işler kötü gidecek diye" demek için kendi kuyusunu kazar. Tanrısal güç dediğimiz şey, işte bu döngüyü kırma iradesidir. "Olanı" değil, "olması gerekeni" zihninde öyle bir inşa edeceksin ki, gerçeklik senin hayaline boyun eğmek zorunda kalacak. Buna ister çekim yasası de, ister büyü, ister delilik. Adının ne olduğu önemli değil, önemli olan borunun kimin öttürdüğüdür. Boruyu sen öttürmüyorsan, başkasının çaldığı havada oynarsın. Bir de şu "zaman" denen illüzyon
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kapı ne kadar dar olursa olsun, geçeceğin yol ne kadar dikenli olursa olsun, fermanı yazan sensin. İnsanlar sürekli "kısmet", "nasip" diyerek sorumluluğu üzerlerinden atarlar. Hayır aslanım. O geminin kaptanı sensin. Yelkenlerin yırtılmış olabilir, direğin devrilmiş olabilir, mürettebatın kaçmış olabilir. Ama o dümen senin elinde olduğu sürece, o gemi batmaz. Batsa bile, sen kaptan köşkünde, son ana kadar dimdik durarak batarsın. İşte zafer budur. Zafer, limana varmak değil; fırtınaya boyun eğmemektir. Senin ruhun, kimsenin fethedemeyeceği bir ülkedir. Oraya vizesiz kimse giremez. Ne toplumun yargıları, ne geçmişin pişmanlıkları, ne de geleceğin kaygıları. Sen o ülkenin tek otoritesisin. Kendi yasalarını kendin yazarsın, kendi cezalarını kendin kesersin. Eğer bir gün o gemi karaya oturacaksa, senin emrinle oturacak. Rüzgarın keyfine göre değil.
Hayata Dair
İnsanlar size hayatında ne kadar yer açıyorsa o kadar yer açın, ne kadar öncelik veriyorsa, o kadar önem verin. Her kim olursa olsun. Sizi bir kol mesafesinde tutan, fazlasından ödü kopan hiç kimseyi hayatınızda varsaymayın. Bu ilişkilerin dengesidir. Ayarı, dengesi olmayan her kişi, ilişki; fazla ya da az su verilen bir bitki gibi ya solar ya da çürür. Denge, zaman ve içtenlik, hayatın mayası, değerliler... İnsanların sizi içten sevme kapasitesini farkedebilmek de öyle. Dışarıya yansıttığımız değil, gerçekte yaşattığımız kimliklerimiz, onlar da gökyüzü gibi zaten. Hep kendini gösterir, görün diye...
Ey Güzel Kendiniz, En Kendiniz… Bir yıl daha bitti. Gerçekleştirdiğimiz hedeflerimiz olmuştur,gerçekleştiremediklerimiz olmuştur. Her yıl olduğu gibi bu yıl da; yeni şeyler öğrendik, hayatımızda azalanlar oldu, artanlar oldu. Umutlandık, gururlandık, başladık başlayamadık, bitirdik, bitiremedik.Bu yıl çok farklı olacak dedik.Yine sevineceğiz,üzüleceğiz, seveceğiz, sevileceğiz, yalnız hissedeceğimiz günler olacak, çok istediğimiz bir şey olmayacak, daha iyisi olacak belki... “Hırs yaptığımız” değil de, asıl ihtiyacımız olan olacak mesela. Elimizden geleni yine yapacağız, yine değiştiremeyeceğimizi belirsizliğin kollarına bırakacağız. Aslında neyin önemli olduğunu, nasıl bir hayat istediğimizi, ruhumuzu neyin doyuracağını sorgulayacağız. Bekleyeceğiz.Her kafadan bir ses çıkacak, ülkeyle ilgili, sağlıkla, güzellikle, aileyle, çocuk yetiştirmekle, “kişisel gelişmek”le, kadın olmakla, adam olmakla ilgili. Seçtiklerimiz hayatımıza yön verecek, seçmediklerimiz de... Bu yıl farkı içeride yaratmak için adım atmalı belki... Mesela, çok yüklü hedefler belirlemeyerek, sadece insan olduğumuz için etrafa gösterdiğimiz anlayış, şefkat ve desteği önce kendimize göstererek, en önce ve en son kendimizi dinleyerek. En güzel, başarılı, en sevilen, en popüler, en sosyal olmaya çalışmak yerine en kendimiz olarak.Sevdiklerimizden beklediklerimiz olmayınca, bir beklentiyi değil onları sevdiğimizi hatırlayarak... Nice güzel iniş çıkışlar, kahkahalar, umutlar, gözyaşları, kavuşmalar, sarılmalar, hayaller, bazen hayalkırıklıkları bizi bekler.Yaşanacak günleri, gülmeyi, sevmeyi -şartlar koyarak ertelemediğiniz-ve hayatı olması gerektiği gibi değil olduğu gibi kucaklayabildiğiniz bir yıl olsun hepinize... Ey güzel kendiniz, en kendiniz... Sevgilerimle, Murat🎄🤍🙏🏻