Herkes inşa etmeyi sever, herkes yükselmeyi över. Ama yıkımın da kendine has, vahşi bir güzelliği vardır. Bazen hayatındaki her şeyin domino taşı gibi devrildiği, kurduğun düzenin yerle bir olduğu o anlar... O toz bulutunun içinde nefes almaya çalışırken, aslında garip bir ferahlık hissedersin. Çünkü yıkılan şey, sadece binalar (ilişkiler, işler, inançlar) değildir; aynı zamanda o binaları ayakta tutmak için harcadığın o muazzam enerjidir, strestir, korkudur. Bina çökünce, omuzlarındaki yük de kalkar. "Kaybedecek bir şeyim kalmadı" noktası, insanın Tanrısal bir güce ulaştığı noktadır. Harabeler, saraylardan daha çok hikaye anlatır. Çünkü harabeler, fırtınayla yüzleşmiş ve ayakta kalan kısmıyla gerçeği ispatlamıştır. Pürüzsüz bir duvardansa, kurşun izleriyle dolu bir duvar daha saygındır.