Ama bu sadece onları bozmadı.
Bu çarpık düzen, dışarıda kalan herkesi de çürüttü.
Çalışmanın bir anlamı kalmadığında, gençlik motivasyonunu kaybetti.
Emeğin değersizleştiği bir ülkede, eğitim umut olmaktan çıktı.
İnsanlar işe değil, şansa inanmaya başladı.
Psikolojik olarak, tükenmişlik, kıskançlık, utanç ve öfke karışımı bir duygusal iklim yayıldı.
Bir taraf pespayeliği lüks sanarken, diğer taraf kendi emeğini aşağılamaya başladı.
Bu, sessiz bir sınıf savaşıdır.
Silahı bilgi olmayan değersiz bir zenginleşme, o statüyü yozlaştırır.
Ve bir ülke en çok, yozlaşmış zenginliğin normalleştirildiği ve içselleştirildiği gün yıkılır.
Çünkü o gün, çocuklar artık “nasıl insan olunur?” değil, “nasıl para kazanılır?” sorusunu kendilerine sormaya başlarlar.