Bazı insanlar, kendilerine soğuk davranan, yüzüne gülmeyen, takdirini esirgeyen kişilerin peşinde dolanırken; kendilerine iyi davranan, kibar insanlara mesafe koyar.
Neden? Bunun üzerine düşünürken şunu fark ettim… Bu kişiler ciddi anlamda düşük bir öz saygıya sahip. “Bana tam iyi davranmayarak üstün görünen bu insanların az da olsa sevgi ve saygısını kazanayım ki, değerli olduğuma inanayım” diye düşünüyorlar.
Bu yüzden ortamın “popüler ve kaba tiplerinin” dibinden ayrılmazken, iyi insanlardan uzaklaşıyor ve onlara yetersiz davranıyorlar.
Oysa kendini gerçekten seven biri, ilişkilerini dilencilikle değil, seçicilikle yaşar. Kendisine değeri kırıntı gibi sunan birine tahammül etmez… Birinin dudak ucuyla verdiği onayı beklemez. Kendini merkezine alır, kendi iç iktidarını kurar… Oraya uymayanı siler atar. Bu, güçlü bir öz saygının göstergesidir.
Onun hayatında tek bir mottosu vardır: “Bana hep yarım mı veriyorsun? Hadi tamamınla birlikte sana güle güle şimdi.”
Bu döngü:
“Ortamda popüler tiplerin arkadaşlığını kazanmaya çalışan” erkeklerle,
“Şiddet faili partnerlerler seçen” kadınlarda var.
Öyle duygusal bir açlık içindeler ki, ortamda “ulaşılmaz görünen o karakterin” bir gülümsemesini kazanmak uğruna, her şeyi sineye çekiyorlar.