Şüphesiz böyle bir duvarın hakkından
gelmeye gücüm yetmezse boşu boşuna yırtınacak değilim, ama karşımda gücümün yetmediği bir taş duvar var diye büsbütün boyun eğmeye de razı olamam.
Söyler misiniz, neden hoş bir müzikten, güzel geçirilmiş bir akşamdan, samimi insanlarla konuşmaktan hoşlandığımız zaman, tüm bunlar sanki bir yerlerde var olan, ama bizim sahip olamadığımız gerçek, sonsuz bir mutluluğun basit bir kopyasıymış gibi bir hisse kapılıyoruz?