Muhammed Cihat Algül

Muhammed Cihat Algül
18 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
Gecenin örtüsü altında, varoluşun gölgeli labirentlerinde dolanırken, ruhumun derinliklerinde yankılanan bir ağırlık hissi beni esir alıyor. Bu ağırlık, karanlık bir şatonun mahzenlerindeki unutulmuş sırlar gibi, her biri bir diğerinden farksız fakat aynı zamanda her biri bir diğerinden daha boğucu. Zamanın sisli perdesinde her yeni şafak, bu gizemli ve anlaşılmaz koridorların daha da içlerine çekiyor beni, anlamı karanlık bir ormanın derinliklerinde gizlenmiş ve çözülmesi neredeyse imkansız bir bilmece gibi. Var olmanın özü, bu puslu manzara içinde bir hayaletin dansı gibi, hem somut hem de soyut bir yük taşıyor; kendi içsel dünyamın en ürkütücü köşelerinden fırlayan, sis perdesi ardında gizlenmiş, çözülmesi en zor bir hikâyenin parçaları bu.
Reklam
Dağ ile sohbet
Beyaz karlı, kara çamlı iri dağ Heybet nedir, ne değildir? . De hele. Geceleri yapayalnız kalınca Uzlet nedir, ne değildir? . De hele. Hiç başın ağrır mı, yoruldun mu hiç? Birine küstün mü., darıldın mı hiç? Sevdin mi, öptün mü, sarıldın mı hiç? Hasret nedir, ne değildir, de hele. Neşeyi ne tartar, gamı kim ölçer Acı söz yarası kaç yılda geçer Beklemek sancıdır, ayrılık hançer Gurbet nedir, ne değildir? . De hele. Düşlerine aldandın mı uykunun? Kucağında büyüdün mü korkunun? Taşınması zor mu zillet tokunun? Dehşet nedir, ne değildir? . De Hele. Ormanın var, pınarın var, kuşun var Dört mevsimde bulut saçlı başın var Bilmem amma bir uzunca yaşın var Mühlet nedir, ne değildir? . De hele. Suları Islatamadım Abdurrahim Karakoç
Şiir
HUZ Bİ YEDİ
Gökte ey gözde Habîb, Yerde ey derde tabîb! Şükür ey Bâd-ı Sabâ, Esti rüzgâr-ı nasîb!.. Sîne; «Lebbeyke» dedi, Ne olur; huz bi-yedî!.. Yalvarır ins ü melek, Yalvarır gamlı felek, Aynı hepsinde niyaz, Aynı aşk, aynı dilek; Ey gönül mûtemedi, Ne olur; huz bi-yedî!.. Alna sürsem de kına, Yok yüzüm en yakına, Medet ey Şâh-ı Rusül, Suçla geldim kapına! Bu fenâ, ömrü yedi, Ne olur; huz bi-yedî!.. Ağlatır ruhları zül, Yanıyor dert ile gül, Çünkü cennette iken Düştü dünyâya gönül; Ey semânın kilidi, Ne olur; huz bi-yedî!.. Çok belâ etti zuhur, Arttı her yolda çukur, Şu karanlık hele dert, Sen kuşat ey yüce Nûr! De ki: «Mîrâca, hadi…» Ne olur; huz bi-yedî!..
Şiir
Sana Haram Oğul
Geceler uzun sürer kutuplarda fecirlerse şiir, Düşlediğinden de çok renklidir bu serencam oğul! ... Karlarda kuyruğunu sürüyüp giden şu yorgun tilkiyi, Yaşatan bir umut kırıntısı yıkan bir gam oğul! ... Sense yüreğine bağlamışsın ekvator kuşağını, Her yağmur sonrası sevincin bir yeşil cam oğul! ... Söğut ve kavak gölgelerinde bıraktın çocukluğunu, Yolların kilitlendiği bu ormansa hep çam oğul! ... Sürüdüğün yere gider sürü sen güdülme güt, Benim bildiğim her çoban eksik değil tam oğul! ... Aç bir kopek ağzına göz dikince kızarsan eğer, Bil ki 'ben'in hiç ölmemiş madenin daha ham oğul! ... Yetmeye bak yetkinliktir Hakk'a gider tek yol, Sürüyle birlikte toz kaldırmak sana haram oğul! ... Piç horozun öterken sabah dediği vakit bile, Senin soylu düşüncene her zaman dar akşam oğul! ... Seni aşmaya talim eyle yerde sürünmeye değil, Yürü suların üstünde güneş gibi ol saydam oğul! ... Bahaettin Karakoç
Şiir