Gökte ey gözde Habîb,
Yerde ey derde tabîb!
Şükür ey Bâd-ı Sabâ,
Esti rüzgâr-ı nasîb!..
Sîne; «Lebbeyke» dedi,
Ne olur; huz bi-yedî!..
Yalvarır ins ü melek,
Yalvarır gamlı felek,
Aynı hepsinde niyaz,
Aynı aşk, aynı dilek;
Ey gönül mûtemedi,
Ne olur; huz bi-yedî!..
Alna sürsem de kına,
Yok yüzüm en yakına,
Medet ey Şâh-ı Rusül,
Suçla geldim kapına!
Bu fenâ, ömrü yedi,
Ne olur; huz bi-yedî!..
Ağlatır ruhları zül,
Yanıyor dert ile gül,
Çünkü cennette iken
Düştü dünyâya gönül;
Ey semânın kilidi,
Ne olur; huz bi-yedî!..
Çok belâ etti zuhur,
Arttı her yolda çukur,
Şu karanlık hele dert,
Sen kuşat ey yüce Nûr!
De ki: «Mîrâca, hadi…»
Ne olur; huz bi-yedî!..