Kitap boyunca şehvet, servet düşkünü, karakter zaafları olan, iradesiz bir adam resmediliyor. Karakterlerin sürekli iç dünyalarına inilerek demek istedi, yapmak istedi ama yapamadı gibi cümleler ile sözüm ona Abdülhamid Han'a olan saygı ve hürmeti çevresindekilerin baskıdan veya çıkar odaklı gösterdikleri izlenimi veriliyor.
Bütün bu aşağılama ve tahkirden sonra akıllı adam, iyi siyasetçi gibi bir kaç yersiz güzelleme ile -sözüm ona- tarafsız bir üslup takınıyor yazar.
Kitap baştan aşağı kasten olduğunu düşündüğüm eksik bilgilerle çarpıtılmış. Bunun en güzel örneği Abdülazizi tahttan indiren olaylardan biri olan 'Kız Vakası'! Yazar burada müslüman olan rum kızın güvenlik güçlerinin elinden zorla alındığı ve vilayette ifade vermeye gittiği gerçeğini kasten yansıtmayarak, azınlıkların kasıtlı azgınlığını; masum ama devlet otoritesi boşluğundan büyümüş bir olay gibi lanse etmiş.
Kitap boyunca ittihatçı subayların, yazarların ne denli kör olduklarını gözler önüne seren bir çok hadise aktarılmış. Dönemin idarecilerine yabancı devlet ajanlarının düzenlediği suikastlara sevinen ittihatçı subaylardan tutunda, Selanik'te kendi milletinden uzaklaşmış subaylara kadar.
İşin acı tarafı okur yorumları aslında. Şey demişler;
- Çok tarafsız bir kitap!
Yuh ne diyim. Adamın suratına söverek mi taraflı olunuyor?