z e y n e ب

z e y n e ب
@mcnn21
﷽ °•. °•. °•. Sürdüğün iz, âkıbetindir.. 17.03.2019 **Evli
7/10
·120 syf.··
2022 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2022 17:16
Bilim kurgu romanları/filmleri her zaman dikkatimi çekmiştir. Okurken/izlerken zamanımı "kaliteli" geçirdiğim zannına kapılma sebebim, düşündürmesindendir. Birçok duyguyu aynı anda hissederim: Keyif, merak, korku, endişe.. Bu kitap da bana böyle kombo hisler yaşattı. Kitabın hikayesinden kısaca bahsedip detaylara yer vereceğim: *spoiler* Kitap bir mucidin zamanda yolculuk etmek için zaman makinesi üretip denemeye koyulmasını ve bu esnada yaşadığı maceralarını anlatıyor. Bugünlerde sıradan bir kurgu gibi görünen bu içeriğin bir zamanlar (1895 yılında) oldukça ilginç bulunduğuna eminim. Yazar yedi yüz iki bin yedi yüz bir yılını bakın hangi özellikleriyle anlatıyor: - Anlaşılan, tek ailelik evler, dahası olasılıkla ailenin kendisi bile ortadan kalkmıştı. Yeşilliğin ortasında tek tük saray benzeri yapılar vardı, ama bizim İngiltere kırsalına özgü konutlar ve kır evlerinden eser yoktu. 'Komünizm,' diye geçirdim içimden. (32. sf) - Bu insanların huzurlu ve güvenli bir hayat sürdüklerini görünce, cinsiyetler arasındaki bu yakın benzerliğin beklenmedik bir şey olmadığını düşündüm; çünkü erkeğin gücü ile kadının uysallığı, aile kurumu ve kadın ve erkek mesleklerinin farklılığı, bedensel güç çağının baskıcı zorunluluklarından başka bir şey değildir. Nüfusun dengeli ve verimli olduğu bir yerde çok fazla çocuk doğurmak Devlet'e iyilikten çok kötülük olur: Şiddetin ender görüldüğü ve çocukların güvende olduğu bir yerde verimli bir aileye daha az gerek vardır -aslında hiç gerek yoktur- ve cinsiyetlerin çocuklarının gereksinimleri konusunda uzmanlaşmaları ortadan kalkar. (32) - Hiçbir yer çitlerle çevrilmemişti, ne mülkiyet haklarını gösteren bir tabela vardı, ne de tarım yapıldığına ilişkin bir belirti; tekmil yeryüzü bir bahçeye dönüşmüştü. (34) - Birleşmiş insanlık
Zaman MakinesiH. G. Wells · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202437,1bin okunma
z e y n e ب
Çok ilginç . Aptalca demek istemiyorum ama ne demek "nüfus artışı son bulduğu için bunun getirdiği sorunlar da cozulmustu ?" Desene bu neslin 100 yıl bile ömrü yok.. ölümsüzlüğü bulmamislarsa tabi.. bu müreffeh ozenlesi hayal dünyası için ne hazin son yaşlanıp ölmek.... Ya da hiçbir amaç gutmedikleri için bir kurtuluş mu? Ne için yaşıyordu ne uğruna ölüyordu bu insanlar? İnsan ruhu gerçekten bu kadar basit mi ya? Ye iç giyin soyun gönlünce eğlen... Bizim hayvanlar gibi yaşayamayacagimizi , öyle yaşamaya çalışırsak mahvolacagimizi en güzel gösteren hayatlar bu zengin züppe uyuşturucu muptezeli ünlülerin hayatı... Herşey istedikleri gibi ama boğuluyor nefes alamıyorlar o ruhu susturup o beyni durdurmalari gerek. Yani iyice hayvanlasmalari . Bu yüzden uyuşturucu batağına saplaniyorlar ya bu yüzden bunca içiyorlar ya... Zavallı bir yukaridunya insan profili. Yazar adına üzüldüm. Herhalde yaşadığı çağda bu kadar başıboş hayatlar olmadığı için bu rehavetin onları getirdiği noktayı da kestirememis ama biz tüm çıplaklığıyla görüyor ve tiksiniyoruz
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Ebru Kırılmaz

, bir kitap okudu
7/10
·120 syf.··
6 günde okudu
·
2022 23. kitabı
H. G. Wells
7.4/10 · 37,1bin okunma
z e y n e ب
Her gün bir kitap mı bitiriuosun hızına yetişemiyorum 😀😎😘
10/10
·184 syf.··
2022 4. kitabı
HİÇBİR ÇOCUK İLGİ, ŞEFKAT VE MERHAMETE BU KADAR AÇ BIRAKILMAMALI ! Spoiler* Zezé ailesinin ve mahallesinin en haylaz ve dur durak bilmeyen çocuğudur. Yaptıklarıyla herkesi kızdırır ve ne yazık ki bu sebeple her gün ve bazen günde iki üç posta dayak yer. Kimi zaman yediği dayaklar sonucu yüzü gözü öyle şişer ki insan içine çıkamaz hale gelir. Bu durumu şöyle anlatır: "Kimse beni sevmediğinden herkes bana vurmak için bahane arıyor." (109) Tek istediği ilgidir aslında: "Konuşulanları duydukça mest oluyor, yaramın sızlamasını bile unutuyordum. Hakkımda konuşulmasına bayılıyordum." (111) Okumayı kendi kendine söktüğü için ne kadar zeki bir çocuk olduğunu gösterir. Esasında bizdeki tabirle "zekâsından yerinde duramıyor"dur ama kimse bunun farkında değildir. Çünkü şeytanın onun kulağına yaramazlık yapması için fısıldadığını düşünmek daha kolaydır.. Taa ki okula başlayana kadar bu böyle devam eder. Okula başlayınca öğretmeninden biraz sevgi, şefkat ve merhamet gören Zezé değişmeye başlar: "Glória, okula giderken içimdeki şeytanı çekmeceye kapattığımı ve başka bir çocuğa dönüştüğümü söylüyordu." (73) Çünkü öğretmeni onun içindeki hassas yönünü görüp ortaya çıkarır: "En dokunaklı olansa öğretmenim Dona Cecília Paim'in haliydi. Benim sokaktaki en muzip çocuk olduğumu ne kadar söyleseler de inanmıyordu. Tıpkı küfür dağarcağımın herkesinkinden geniş olduğuna inanmadığı gibi. Aynı şey muzırlıkta bütün çocukları geride bırakmam için de geçerliydi. Buna asla inanmıyordu. Okuldayken bir melekten farksızdım. Bir kez olsun azar işitmemiş, okulun o güne kadarki en ufak tefek öğrencilerinden biri olduğum için bütün öğretmenlerin sevgilisi haline gelmiştim." (106) Öğretmeni Zezé'ye asla "şeytanlık" gibi ağır bir ifadeyi yapıştırmaz. O iğrenç etiketi çocuk masumiyetiyle birleştirmez.
Psikoloji
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,1bin okunma
z e y n e ب
Yürekten yazılmış yüreğe dokunan bir inceleme . Yüreğinin kalemine sağlık mi diyeyim kaleminin yüreğine mi sağlık diyeyim ❤