Merve Çağla

Merve Çağla
@mdcagla

Merve Çağla

, bir kitap okudu
Puan vermedi·300 syf.··
Beğendi
·
2020 4. kitabı
Mary Shelley
8.5/10 · 21,8bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·300 syf.··
Beğendi
·
2020 4. kitabı
Kitapta anlatılanın aksine bir canavarın yaratıcısıyla dostluğunun izlerinden oluştuğunu zannederek başladığım bu kitabı -bu benim kusurum olsun- kapattığımda Camus'un Yabancı'da dediği gibi; "...Sanki yaz göklerinde uzayıp giden aşina yollar, insanı masum uykulara olduğu kadar hapishanelere de götürebilirmiş gibi." sözleriyle açıklanabilecek bir haleti ruhiyenin içinde buldum kendimi. Ayrıca kitabın isminin böyle sofistike oluşundan mıdır nedir Frankenstein'ı canavarın kendisi zannetmiştim , meğer yaratıcısının ismiymiş ve kitapta yaratık için "iblis, canavar" gibi söylemlerin dışında bir isimle hitap edilmiyor. Okuduktan sonra anlıyoruz ki kitabın kapı araladığı bir husus da gerek ismen gerek resmen var sayılmanın insan veya bir yaratık için ne kadar önemli bir durum olduğu. Mary Shelly, Frankenstein ile birlikte kendi döneminin insanının suça sürüklenişini izah ederken, bin yıl sonrasının duygularına da ışık tutacağını tahmin etmiş miydi acaba. Buna benim cevabım evet olacaktır çünkü kitaptaki ruh hallerinin tasviri, anca insan doğasını çoktan keşfedip bu denli özümsemiş bir zihnin ürünü olabilirdi. Mary Shelley'nin hayal gücünün, kıvrak zekasının Serpil Çağlayan'ın çevirisiyle bizimle buluşması büyük şans olmuş zira okurken yeri gelip ürperdiğim, dehşete düştüğüm bölümlerdeki şiirsel üslup, bir nebze olsun yüreğime su serpmişti. Kitabın sonunda ise Walter Scott' ın bir son sözü bulunuyor. Bu son söz, kitabın türünü tam anlamak için bir kılavuz görevi görürken aynı zamanda içeriğin "dehşetindeki incelikleri" fark etmek için bir büyüteç görevi görmekteydi kanaatimce.
FrankensteinMary Shelley · İletişim Yayınları · 201721,8bin okunma
"...Mülkiyet bölüşümünü, muazzam zenginliği ve acınası yoksulluğu, rütbe, soy ve aristokrasiyi öğrendim. Bu kavramlar beni kendime eğilmeye teşvik etti. İnsanların gözünde en değerli servetin, zenginlikle desteklenmiş lekesiz bir şecere olduğunu öğrendim. Bir insan bunların birinden birine sahip olduğunda itibar görebilirdi, ancak her ikisinden de yoksunsa, çok nadir istisnalar dışında, seçkin bir azınlığın yararına enerjisini boşa harcamaya mahkum bir derbeder ve bir köle olarak görülürdü. Peki ben neydim? Yaradılışımdan ve yaradanımdan tümüyle bihaberdim. Ama ne param, ne bir dostum, ne de bir mülküm olduğunu biliyordum. Üstelik, aşırı çirkin ve tiksindirici bir görünüme sahiptim, tabiatım bile insanınkinden farklıydı."
Sayfa 155 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
"Her gün gördüğümüz, hatta artık kendimizin bir parçası gibi hissettiğimiz bir insanın ebediyen aramızdan ayrılmış olduğuna - o canım bakışların sönüp gittiğine, bize çok yakın , çok tatlı gelen o sesin bir daha hiç duyulmamak üzere sustuğuna- çok uzun zaman inanasımız gelmez. Ancak zamanla, bu musibetin gerçekliği kafamıza dank ettiğinde, elemin keskin acısını hissetmeye başlarız. Gerçi o hoyrat elin, sevdiklerini koparıp almadığı tek bir kimse yokken herkesin hissettiği ve hissetmeye mecbur olduğu bu acıyı tarif etmeme gerek var mı? En nihayet, zaman gelir, o mecburi kedere göz yumulmaya başlanır ve dudaklara uğrayan tebessüm, ayıp sayılacak olsa da, artık buyur edilir."
Sayfa 60 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu