Yeni bir kitaba başlamadan evvel günlerdir etkisinin üzerimde hala tazeliğini koruduğunu hissettiğim kitaba son notlarımı bırakmak isterim. İvan İlyiç'in Ölümü, okuduğum dönemle ilintili olduğunu düşündüğüm incelikli kalmış yalnızlığı, bir hayatın nasıl yaşanmasına dair sorguları ve hayatı doğru bildiğimiz şekilde yaşarken aslında bazen hiç de öyle olmadığını yüzünüze vuruyor. "Mutluydum, mutlu bir insana yaraşır şekilde yaşadım, hazları olan biri hayatı nasıl yaşarsa ben de öyle yaşadım, gerektiği gibi yaşadım." gibi bir söylemin, esasında ne kadar mutsuz ve ne kadar yalnız bir hayata eşlik ettiğini gösterip sizi kendi "ölüm" döşeğinize sürüklüyor. Çoğu satır aralarında içinizden İvan İlyiç'e sarılmak gelebilir. Kitabın sonunda ise sanki çok yakınınızdan biri bu hayattan geçip gitmiş gibi hissedebilirsiniz, ya da bu bahsettiklerimin hiçbiri sizde bir etki uyandırmayabilir; aynı hislerde buluşmayabiliriz.
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261,1bin okunma
"...İvan İlyiç'e her şey hüzünlü göründü. Arabacılar, evler hüzünlüydü. Bu ağır, küt bir an bile dinmeden sürekli zonklayan acı, doktorun belirsiz, bulanık sözleriyle çok daha ciddi bir nitelik kazanmıştı. İvan İlyiç yeni ve çok daha ağır bir duyguyla kulak kesilmişti acısına."
"...Bu durumun püf noktasının, olayların bilincine varmamak olduğunu hissediyordu. Çektiği bütün acıların kaynağı olan o uğursuz portreyi çizen dost, hayatından çıkıp gitmişti. Bu kadarı yeterliydi."
"Düşünsel kuramların, eylem ve deneyimden koptukları zaman ne denli çorak kaldıklarının iyice ayırdındaydı. Biliyordu ki duyuların da ortaya serebilecekleri, ruhundakilerden geri kalmayacak ayarda ruhsal olan gizemleri vardı."