Dışardaki hayvanlar bir domuzlara, bir insanlara, sonra yeniden domuzlara, sonra yeniden insanlara baktılar hangisinin hangisi olduğunu söylemeye olanak yoktu.
Sen bana, dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin. Bunu sonuna kadar götüremediysen, kabahat senin değil...
İnsanlara kızmama imkan yoktu, çünkü insanların en kıymetlisi, en iyisi, en sevgilisi bana en büyük kötülüğü etmişti; diğerlerinden başka bir şey beklenebilir miydi? İnsanları sevmeme onlara tekrar yaklaşmama da imkan yoktu; çünkü en inandığım, en güvendiğim insanda aldanmıştım.
Dünyada bir tek insana inanmıştım o kadar çok inanmıştım ki, bunda aldanmış olmak ben de artık inanmak kudreti bırakmamıştı. Ona kızgın değildim. Ona kızmama, darılmama imkan olmadığını hissediyorum. Ama bir kere kırılmıştım. Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı; çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi.