Aristoteles’in Poetika’sında komedya türünden ne kadar az söz edildiğini, birçok kuramcı ve eleştirmenin de daha çok tragedya türü üzerinde durduklarını göz önünde bulundurursak; Henri Bergson’un bu çalışması önemli bir yerde.
Başlangıç olarak Henri Bergson’dan bahsetmemiz önemli. Çünkü onun ‘gülme’ ve ‘komik’ çözümlemesi felsefi yaklaşımıyla doğrudan ilintili. Kendisi Sezgisel felsefe yöntemini benimsemiş, Akla karşı olan felsefi düşüncenin temsilcisi bir filozof. Bergson, bilimin asıl bilgi kaynağı olduğunu reddederek; pozitivizmin ve ampirik çalışmaların gerçeği açıklayamayacağını, maddesel doğanın da gerçeğin kendisi olmadığını öne sürer. Ona göre gerçeklik, sezgiler yoluyla elde edilebilir. Ve asıl gerçeklik ise ruhsal yaşamdır. Akla karşı Bergsonculuk olarak da bilinir. Bu kitabında da gülmenin kaynağı ve komik’in niteliğini tespit ettiğini görüyoruz.
Bergson, yaşamın durmayan, değişken, ilerleyici ve kesintisiz olmasına koşut olarak insanın da zamanda; bedeni, davranışları, hareketleri, ruhu ve düşünceleriyle her daim devinim halinde ve durmayan bir akışta olduğunu belirtir. Yaşam ileriye dönüktür. Eğer yaşamın bir kuralı varsa o da yaşamın kendisini hiçbir şekilde tekrar etmemesidir diyor Bergson. Ancak insanlar o kadar dikkatli değillerdir. Her olaya, her ana karşı dikkatli olabilseler, karşılaşmalar, rastlantılar olmasa, ilişkilerimiz hareketlerimiz, düşüncelerimiz hiç bozulmasa gülme de ve komik de olmaz diye açıklıyor.
Bergson’a göre yaşamın kendini tekrar etmemesinin aksine yaşamın genel aksını bozan katılaşma anlarının, bazen nesneyi bazen ise yine bir nesne olan makineyi çağrıştırdığı durumların, jestlerde, sözlerde ve düşüncelerde meydana gelmesi komiği oluşturur ve buna verilen insan refleksi ise ‘gülme’dir. Komiğin niteliğini ve gülmenin sebebini