M.D

M.D
OMÜ- Sosyoloji/Psikoloji
Samsun
232 okur puanı
Eylül 2021 tarihinde katıldı
Foucault'ya göre mevcut cezalandırma sistemleri ve cezaevleri iktidar açısından geçici de olsa işe yarayabilmekteyken, öznenin kendisi bakımından fonksiyonellikten uzaktadır. Foucault, suçluların bedenleri üzerinde cezai güç kullanmanın öznenin düzeltilmesi işinde geçerlilik taşıdığına inanmamaktadır. Foucault'nun savunusuna göre "gerçekte hapishane suç oranında azalma yaratmaz; hapishanenin olduğu yerde sabıkalılık ve yeniden suç işleme eğilimi vardır. Hapishane suç ortamlarını besler ve yeniden topluma dâhil olması çok zor olan bir nüfus üretir"(Parin, 2009: 71). Buna göre özne, cezaevlerinde kötü yollarla dizginlenen, baskılanan, cezalandırılan ve tersine değiştirilen bir şey haline dönüşmektedir. Suçluların cezaevinden çıktıktan sonra yeniden suç işleme potansiyellerinin ve deneyimlerinin yüksekliği bunu göstermektedir.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hapishaneye konan ruh, iktidar kurallarının işlediği kapalı bir yerde tutulmaktadır. Burada iktidar tarafından itaatkâr olması beklenen öznenin, bedeni aracılığıyla yeniden inşası amaçlanmaktadır. Öznenin ruhu aslında cezaevi duvarları arasında değil, fiilen iktidar altında bulunan bedeninin içindedir. Ruh, iktidarın zorladığı bir biçimler dünyasını yansıtan bedenin içerisinde kapalı tutulmaktadır. Foucault'nun düşüncesine göre iktidarın bedeni kullanarak cezaevlerinde uygulamaya soktuğu güç, nihayetinde bu amaca hizmet sunmaktadır.
Bilimsel Bilginin Gücü
Foucault için bilimin ve bilimsel bilginin özne ve beden üzerindeki etkileri en az devletinki kadar kayda değerdir. Zaten bilim ve devlet çok kez birliktelik içerisindedir. Bilim, direkt devlet iktidarı için çalışıp bilgi üretmese bile, devlet, ortaya çıkan bilimsel bilginin gücünü kendi lehine kullanabilmektedir. Bunun çarpıcı örnekleri hukukta, psikiyatride, tıpta ve cinsellikte görülmektedir.
Dijital panoptikon, sakinlerinin kendilerini gönüllü olarak sergiemesinden yararlanır. Kendini sömürme ve kendini ışıklandırma da aynı mantığı izler. Her seferinde özgürlük sömürülür. Dijital panoptikonda enformasyonu irademiz dışında elimizden alan bir Big Brother bulunmaz. Kendimizi kendi isteğimizle sergiler, hatta çıplaklaştırırız.
Susma Siyaseti
"Günümüzde zor olan fikrimizi özgürce duyuramamak değil, içlerinde söylenecek bir şey bulacağımız yalnızlık ve susmanın özgür alanlarını yaratmaktır. Baskıcı güçler bugün fikrimizi söylememizi engellemiyor. Tam tersine, bizi buna zorluyor. Bazen hiçbir şey söylemek zorunda olmamak ve susabilmek nasıl bir özgürlüktür? Çünkü ancak o zaman giderek daha ender görülen bir şeyi ortaya koyabiliriz: gerçekten söylenmeye değer bir şeyi." -Deleuze-