mecelle

mecelle
@mecelle
Reklam
İslâm, düşünmenin yolunu kesmemiştir. Aksine biz, düşünmeyi durdurduğumuzdan İslâmla olan ilişkimizi yitirdik, hatta yer yer kopardık. Müslüman babadan ve müslüman anadan gelen, dünya kütüklerine müslüman diye kayıtlı, birbirini müslüman adıyla çağıran, ama İslâm hariç kaç yıl ve yön varsa o yöne doğrulan ve yöne dalan, kurt görmüş koyun sürüsü gibi bir doğuya bir batıya koşan müslüman kütleyi, İslâm, yeni bir dirilişe çağırıyor. Bir paradoks dilini kullanarak diyelim, vakit gelsin görelim, Müslümanlar İslam'ın çağrısına kulak verecek mi? Müslüman, islamı öyle sağ ve diri, canlı yaşa ki, seni öldürmeye gelen sende dirilsin. Düşünce köklerimiz ve düşünce kaynaklarımız kireç bağlamış gibi, için girdiğimiz hiçbir değişme oluşunu kritik etmiyoruz. Üniversiteler , bağımsız düşünce ve kendi kültürümüzü araştırma ve kurma merkezleri olacağına , yabancı misafir profesörlerin sürekli konferans ve seminer müesseseleri haline geldi. Ve misafir yerlileşti, evin sahibi oldu. Osmanlı Devleti zayıfladıkça, Batılılar içimize girmiş, İslâm'a olan inan. ve güvenimizi yıkmışlardır. Bu güven ve inanç çözüldükçe biz de bütün kurtuluşu Batılılaşmakta görmeye başlamışız. Böylece artan, kökleşen bir kültür emperyalizminin, otokolonizasyonun kurbanı olmuşuz. Yeni yetişen kadro tam anlamıyla batıya adapte olmuş bir kadrodur. İslâm Dünyasının her tarafında böyle bir adaptasyon nesli köşebaşlarını tutmuştur. Bu nesiller öyle yetişmiş ve yetiştirilmiştir ki, Batılılardan çok kendi kültürümüze karşı koymakta, direnmekte, savaş açmaktadırlar. Yeni modaya kapılan entelektüel, yalnız büyük geçmişimizi değil, kendinin yakın düşünce geçmişini de bir anda unutuvermiştir. Bu unutuş büyük unutuşun bir uzantısı, bir marjıdır. "dış basın" denen batı kafası, bize en yarışısız çözümü empoze eder. Sanki,
Kuduz İslam düşmanı (Leone Kaytano)nun:-O ne kuvvettir ki, çevrelediği insanlardan tek kişi bile gevşemedi, kopmadı, dönmedi! Dediği, buna rağmen çünkü Resuldü! diyemediği, böylece tezatların en yırtıcısına düştüğü o cazibe merkezi, işte bu yekpareliğin sancağını getirmişti. İbn-i Sebe yahudisi, Hazreti Osman (r.a) liyakata önem vermiyor iftiraları ve küfe-kureyş çekişmesi. Hazret-i Muaviye: -Ne Ebubekir dünyayı istedi, ne de dünya onu... Dünya Ömer'e yöneldi ama, Ömer onu kovdu. Osman 'a dünyadan bir parçacık bulaştı. Bizse büsbütün dünyaya bulaştık. Sahabelere halifelik teklif ettiler red edilince Hazret-i Osman'ın evini kuşattılar. Cuma hutbesinde halifeye başkaldırı, mektubu onları öldürün diye yazan Peygamber tarafından kovulmuş mervan münafağının sebebiyle Hz. Osman'ın şehit edilmesi. Mutezile Vasıl bin Ata, haricilerin elinden, «Siz kimsiniz?» sualine «Hakkı arayan müşrikleriz!» cevabını verip Müslümanlık iddia etmediği için kurtulabilmiştir. Nis'te ölürken Papa'dan bir rahip isteyip haçı öperek can vermek dileyen Fuat Paşadan; bir sarhoşluk gecesi, muslukta gaseyan ederken yanındaki peşkirci vezire «paşa, bu milleti adam etmek için onu Hristiyan etmekten başka çare yoktur!» diyen Mithat, nam-ı diğer Murtat Paşa; Ermeniden bir vezire İsliimiyeti övmesine mukabil «biz seni İslamiyeti sevdiğin için değil, ermeni olduğun için vezir yaptık!» karşılığını veren Ali Paşa yolu, böylece, en ucuz tarafından 70 - 80 yıl içinde meyvesini verdi ve habis gayesini kemale erdirdi.
Kitaptaki Hadis-i Şerifler Allah'ın Resulü, etraflarında Sahabileri, ince bir değnekle kum üzerine derince ve dümdüz biz çizgi çektiler ve sonra bu çizginin iki yanına kırkayağa benzer birtakım kısa hatlar ekleyerek buyurdular: -Şu dosdoğru çizgi kurtuluş yoludur; ondan kopma küçük hatlarsa felaket yönleri... -Musa Peygamberin ümmeti 71 fırkaya ayrıldı. Biri nur, 70'i ateş yolunda....İsa'nın ümmeti de 72 bölüm... Biri nur, 71'i ateş istikametinde... Benim ümmetimse 73 fırka olacak; biri nura, 72'si ateşe yönelecek. Kainatın efendisi, İslamın götürülmesi için uzaklara yollladıkları Sahabiye sordular:-Orada neyle hükmedeceksin? -Allah'ın Kitabı ve Resulünün sünnetiyle...-Ya onlardan aradığını bulamazsan?...Sahabi tereddütsüz cevap verdi: -İçtihat ederim.Ve Allahın Resulü, mukaddes ellerini kaldırıp, kendisine bu anlayışta Sahabiler ihsan ettiği için Allah'a hamdettiler. Ümmetimin ihtilafı rahmettir. Kainatın Efendisi, vecd ve aşk timsali Ebuzer Hazretlerine şöyle buyurmuşlardı: Medine'de binaların sel dağını aşarcasına yükseldiğini görünce sen oradan çık!Medine'de binalar kat kat yüksele görsün, Müslümanlar her taraftan merkez beldeye kol kol aka dursun.. Bir gün peygamber zevceleri, hep beraber huzurda otururken Allah'ın Resulü tek tek yüzlerimize bakıp buyurdular: Keşke bilseydim Hav'eb köpekleri hanginize havlayacak!.. İşte burası Hav'eb!.. Allah Resulünün de haber verdiği meğer benmişim! Aman, beni geri çeviriniz! Hazret-i Aişe'yi burası Hav'eb değil, kılavuz yanlış söylemiş! diye teselli ediyorlar; fakat ulvi kadını 24 saat Hav'eb suyunun yanından uzaklaştıramıyorlar. Hazret-i Zübeyr, Halife'nin, kendisine:- Hatırlıyor musun, ya Zübeyr; sana Allahın Resulü birgün «zulüm senin tarafında olarak Ali ile çarpışacaksın!» demişti. Hatırla ve gereğini yap! Şeklinde
"Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in üç parmağıyla yemek yediğini, yemekten sonra da parmaklarını yaladığını gördüm." (Müslim, Eşribe 131, 132) Bir yere dayanarak yemek yemek mekruhtur. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem üç defa "Akşamın farzından önce iki rekat namaz kılınız" buyurdu. Üçüncü defasında "dileyen kılsın" diye ekledi. Her ezan ve kamet arasında namaz vardır. Her ezan ve kamet arasında namaz vardır. Her ezan ve kamet arasında namaz vardır. (Hadis-i Şerif) Bana zayıfları çağırınız da ben onların yüzü suyu hürmetine Allah'tan düşmanlara karşı zafer dileyeyim. Çünkü siz ancak zayıflarınızın duası bereketi ile rızıklandırılır ve yardım edilirsiniz. “Şunu iyi biliniz ki, bana Kur'an-ı Ke­rim ile birlikte onun bir benzeri de verilmiştir. (Bu konuda) dikkatli olun; (çünkü) koltu­ğuna kurulan tok bir adamın ‘Size (Hz. Peygamberin sünneti / hadisleri değil) sadece şu Kur'an lazımdır, onda bulduğunuz helali helal, haramı da haram kabul ediniz yeter!’ diye­ceği (günler) yakındır...” "Dikkat edin! Sizden birinizi; emrettiğim veya yasakladığım konulardan birisi kendisine ulaştığında -koltuğuna yaslanmış bir hâlde- ‘bilmiyorum Allah’ın kitabında ne bulursak ona uyarız (hadisleri tanımayız derken)’ bulmayayım." İmam ruku halindeyken mescide girince hemen rukuya gidip sonra yürüyerek safa girmesi rivayeti vardır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz yaklaşık iki litre su ile gusül, yaklaşık yarım litre su ile abdest alırdı.
Reklam