"Koşullar insanları idare eder, insanlar koşulları değil." der Heredot.
Evet, uzun uzun düşünülesi ve ders çıkarılası bir eser...
Öncelikle popüler kültürdeki süslü zaman yolculuğu kitapları gibi değil kitabımız, bunu bilerek okuyun. Burada bilime afili laflar ekleyip bilim kurgudan macera çıkarmaya çalışan bir yazar yok. Burada zaman çizgisine etki eden bir 'seçilmiş kişi' kahramanımız da yok. Aslında burada bir kahraman bile yok. Burada ne var; burada acı var, burada sert gerçekçi bir tarih var; burada insanoğlunun çaresizliği, tükenmişliği ve cehaleti var. Var oğlu var...
İnsanlık ne kadar da bilse ne kadar da öğrense, ancak imkanları kadar varolabilir ve kendini devam ettirebilir. Acziyetimiz sadece cehaletimizden değilmiş meğer. Aynı zamanda imkansızlık ta varmış payımızda. İşte öyle bir şey...
Gelelim anlatıma...
Kitap, yaşanmış bir tarihi olayı okuyormuşsunuz gibi hissettiriyor çoğu zaman. O kadar gerçekçi ve buz gibi bir hikaye anlatımı... Dili güzel, anlatımı biraz yorucu ama amaç ta bu sanki biraz. O kasveti ve karanlığı vermek... Gri bir hava hiç kaybolmuyor satır aralarında. Yine de anlatılmak istenen biraz uzun tutulmuş sanki; kopuyor bazen insan. Ama her ne olursa olsun gerek yaşanmışlığı gerek hissiyatı olsun kitap ve yazar takdiri hakkediyor. Okunma skalamıza 'Arkadaşıma hediye ederim' şeklinde ekleyip Connie Willis'e de teşekkür ediyoruz.