Ben Anadoluyum…
Yıllar yılı susuz kaldım, yıllar yılı aç…
Şükrederek, kalktığım soframda
Ya soğan ekmek olur, yahut bulamaç…
Hastalarım vardı ölüm yataklarında
Ne doktor yüzü gördüm, ne ilaç.
Zaman zaman nankör çıktı büyütüp okuttuğum,
Gölge vermedi çok kere diktiğim ağaç…
Devlet denince hep vergi geldi aklıma
Jandarma denince kırbaç…
En gümrah ırmaklarım boşuna akıp gitti
Üç beş adım ötesinde toprağım vardı kıraç.
Gittim, yiğitçe döğüştüm gaza meydanlarında
Ne tak-i zaferler istedim, ne taç…
Savaşta çiğnetmedim hilali düşmanlara
Barışta düştü üstüme gölge gölge haç…
Yolsuz, okulsuz köylerim, kasabalarım hala
Alın terine muhtaç…
Ben Anadoluyum, acılı, mahzun;
Bende bitmez tükenmez dert kulaç kulaç…
Yavuz Bülent Bâkiler
Hadi gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen, İki kazma kürek, iki de ırgat gerek. Ancak, hadi gel yapalım şunu geri desen, Bir Sinan, bir de Süleyman gerek.
Mehmet Âkif Ersoy