...ruh halime göre en kötüsünden en iyisine kadar tüm ihtimalleri aklımdan geçirmiştim.her şey , tabiri caizse, dibine kadar hayal edilmişti; en kötümser anlarımda, beni fazla basit, fazla çirkin, fazla ısrarcı bularak geri çevireceğini, beni hor göreceğini kurmuştum kafamda. bana gösterebileceğin her tepkiyi, hoşnutsuzluğun, ilgisizliğin her biçimini, her şeyi inceden inceye tasavvur etmiştim-ama bunu, bir tek bunu, en korkuncunu, varlığımdan bile haberdar olmadığını, en kötümser ruh ralimde, kendimi en değersiz bulduğum anlarda bile hesaba katmamıştım.
zira bir başkasına âşık olmak ya da âşık olma düşüncesiyle oynamak bile o kadar anlaşılmaz, havsalamın alamayacağı kadar yabancı bir şeydi ki benim için, bunu arzulamak bile suç işlemek gibi geliyordu bana
ama benim sırrımı açabileceğim kimsem yoktu, kimse bana nasihatta bulunmamış, kimse beni uyarmamıştı; dünyadan bihaber, tecrübesizdim;bir uçuruma düşer gibi savruldum kaderime.