“Küfür” kavramına bugün bizim yüklediğimiz din dışılık, dinsizlik ya da din karşıtlığı gibi karşılıklar çok yeni anlamlardır. Bu son iki üç asırlık bir mevzudur.
Bu ifade kimilerine tuhaf ve müphem gelebilir. Zira biz şimdiye kadar dinin sürekli küfrün karşısında yer aldığını ve tarih boyunca savaşın din ile dinsizlik arasında meydana geldiğini sanırdık. Oysa ben son zamanlarda şunu fark ettim: Bu tasavvurun aksine tarih boyunca, her zaman din, dine karşı savaşmıştır ve hiçbir zaman bugün anladığımız şekliyle din, dinsizlikle savaşmamıştır.
“Hadis mecmualarının içeriklerinin çok büyük bir kısmı; ilk nesil Müslümanlarının Sünnet-İctihâd’larından, kaynağını ferdi görüşte bulan, ama zaman içinde sapıklıklara ve aşırı mezhepçi görüşlere karşı verilen amansız mücadelelerden ve kavgalardan sonra İcmâ statüsünü kazanan, yani cemaatin çoğunluğunun tasvibini almış İctihâdlardan başka bir şey değildir.”
Ebu Yusuf “şazz” hadis anlayışını reddeder, zira Ebu Yusuf, şazz Hadis’ten, daha sonraları yapılmış olduğu gibi, sadece tek bir ravî zincirine sahip olan bir hadisi değil, fakat genel Sünnet’te bir çeşit istisna olarak tek başına kalan bir hadisi anlar.