"Hey! Kaldırımların üstünde ne güzel bağırılır ve şarkı söylenir; kaldırımların üstünde ne güzel yıldızlara bakılır: arkadaşlarla ne coşkun kahkahalar fırlatılır ve yalnızken ve ağır ağır yürürken, için için ne güzel ağlanır! "Yağmurlu havalarda kaldırımlar ne güzeldirler, rugan gibi parlarlar. Orada gölgemizi görürüz, ruhumuzu sürükleyen iskeletimizin gölgesini; ve ıslanmak ne iyidir, harap olmak, sırılsıklam ve karmakarışık, vıcık vıcık, büzülmüş, tortop, allak bullak ve perişan olmak. "Kaldırımlarda ayaklar boş ve baş doludur. Baş... Ah... Başımız. Biz, kaldırım çocuklarının başı... Orada nağmeler ve mısralar, hayaller ve resimler, hatıralar ve ümitler doludur. Öyle hatıralar ki asla tekerrür, öyle ümitler ki asla tahakkuk etmeyeceklerdir. Bunları biraz hissederiz, bunun için o hatıralarımız ve ümitlerimiz çok azizdirler. "Gece yarısı, kaldırımlarda, yolun sonlarına bakarak her gece bir mucize bekledik. Gök kubbesi veya yeryüzü çatlayacak, kürenin gizli dolaplarından bizim hazinemiz doğacak, diye, bekledik. "Fakat bu hayal de kavuşulan arzular gibi fani değildir ve mademki asla tahakkuk etmeyecek, ebedidir. "Mefkuremiz ebedidir. Kavuşulamayacak mefkure. Kavuşulacak olduktan sonra mefkure kendi kendisi olmaktan çıkar. "Kaldırımlar mefkureye ebedi iştiyakın yataklarıdır. İkisi de uzundur ve namütenahidir; emel ve yol. "Ve böyle yürürüz ve böyle gideriz.
Sayfa 91·Kitabı okudu
"Büyük adamların anlaşılabilmesi ve kabiliyetlerinin ortaya çıkabilmesi için, küçük adamlara ihtiyaç vardır...Küçük hesapların, kirli menfaatlerin peşinden koşanlar, böylelikle bilmeden de olsa kutlu davalara inanan büyük adamlara ve düşüncelere yol açmış olurlar. Küçük adamların yanında, bariz bir şekilde göz kamaştırır, büyük mefkure sahipleri ... Sıradan ve bayağı adamların içinden öne doğru çıkarlar, fark edilirler...
Sayfa 116 - Yeditepe Yayınevi.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
— Anlıyamadım: hani bunlar âleme nizam verecekti* — Şüphe yok! Onlarda hâkim olan samimî bir hile veya hilekâr bir samimiyetdir. Bütün düşündükleri evvelâ kendilerini, sonra kendilerini, nihayet yine kendilerini selâmet kıyısına çıkarmaktır, Bir kere bu oldu mu, ötesi çorap söküğü gibi gelir: vatanperverlik, insaniyet, mefkure ve arkalarından soluk soluğa hedefe varmak için onları takip edenler-*
1. Anadolu’da Yeni Kudretin Teşekkülü
Gerçekten Bizans’ın çökmesi ve Türkmenlerin hayatiyet içinde bulunmaları, küçük Osmanlı Beyliği’ne parlak bir istikbal hazırlamakta idi. İslam’ın gaza ruhu Bizans’ın karşısında ve Osmanlı Hanedanı etrafında toplanıyordu. “Bursa İslam Cihadı ve Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresinin” merkezi oluyor; Türk alim, şeyh ve dervişleri, Türkmen babaları Osmanlı gazileri ile orada yeni bir kudret ve hayatiyeti yaratıyordlardı. Fevkalade mahir denizci ve imanlı gaziler olan Aydın Oğulları Adalar Denizi’ni ve sahillerini çalkaladıkları bir zamanda Osmanlı gazileri, 1356’da, bir sal ile, sessizce Çanakkale Boğazı’nı geçiyor ve Rumeli’ye ayak basıyorlardı. Bu geçiş çok mütevazı başlamakla beraber şiddetli Haçlı mukabelerine maruz kalmış; fakat çok yüksek bir kudrete üstün vasıflara sahip olan Osmanlılar Haçlıları, 1363’de Edirne civarında Sırpsındığı, 1389’da Kosova ve 1395’de Niğbolu’da imha etmiştir. Böylece bu gazi devlet Rumeli’de kuvvetle yerleşmiş ve ondan sonra Anadolu’da yayılma ve ilhaklarla genişlemiş, Niğbolu’ya kadar uzanmıştır. Fr. Grnard’ın ifadesiyle “Niğbolu Zaferi, Hristiyan Avrupa’nın Müslüman Türklere mağlubiyetini tescil etmiş ve bundan sonra da artık Türk ilerleyişini durdurmak mümkün olamamıştır. Bu kudret ve fetihler Osmanlılarda eski Türk Cihan hakimiyeti mefkuresini canlandırmış ve gerçekte bir aşiretten “Cihangirane bir devlet” çıkmıştır. Genç ve dinç Osmanlı Devleti’nin kahraman sultanı Yıldırım Bayezid Niğbolu’da esir aldığı Fransız ve Alman Şovalyelerini serbest bırakırken onlara : “Bir daha benim aleyhimde silah kullanmamak için yaptığınız yemini size iade ediyor; sizi silahlarınızı elinize almağa ve bütün Hristiyanları bize karşı toplamağa davet ediyorum. Bu suretle bana yeni zaferler, şan ve şeref kazandracaksınız.” İfadelerini de zarif bir istizahda
Ötüken, İstanbul, 2008, Osman Turan, dipnot :14 Grandeur ry decadence de l’Asie, s. 62, 15Hammer, Devlet-i Osmaniye Tarihi, trc. Mehmet Ata 1, s.288·Kitabı okuyor
Tarih
Halaskârgazi.
"Büyüklük odur ki; hiç kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için hakiki mefkure ne ise onu görecek, o hedefe yürüyeceksin."
Sayfa 165 - Kronik·Kitabı okuyor
Atatürk
Uğruna can verilecek ulu bir mefkure varsa şu hayatta; dindi, vatandı, hürriyetti.
Sayfa 125·Kitabı okudu