mefkure

Chevalier de Grieux, Manon Lescaut'nun henüz soğumuş cesedini kolları arasına alıp öptü idi. Fakat, Dostoyevski'nin masum kahramanı, artık kokmaya başlayan sevgilisinin ölü­sü yanında duramadı. Amma, bu taaffün, onun hasretini gönlünden silemez. Ondan kaçar, lakin gene onu kovalar.
Tartışmalı meseleleri ele alıp bu noktada yetkin kimse­leri zikrederek bir çözüme kavuşturmak için böylesine gay­retli ve istekli olanlar, bu sahada başka birisinin anlayış ve kavrayışını kendi eksik ve noksan görüşlerinin yerine koyabildiklerinde gerçekten mutludurlar. Bunların sayıları saymakla bitmez. Çünkü Seneca'nın söylediği gibi “Herkes aklını kullanmak yerine inanmayı tercih eder.”
Say
Eğitimli öğrenimli insanlar kitapların içindekilerini oku­yanlardır. Düşünürler, dahiler ve dünyayı aydınlatıp insan soyunun ilerlemesine katkıda bulunmuş olanlar, doğrudan tabiat kitabından yararlananlardır.
Say
“.....bir yazar sözcüklerini ve söyleyiş biçimlerini kesip daraltmak yerine düşüncelerini genişletmeye çalış­malıdır. Eğer bir insan hastalıktan iyice zayıflamışsa ve ar­tık eski elbiseleri ona çok büyük gelmeye başlamış ise, ça­re onları kesip daraltmak degil, saglığına kavuşarak eski beden yapısını tekrar bulmaktır, ki o vakit bunlar onun üzerine tam olarak oturacaktır.”
Say
iki tarih vardır, biri siyasetin, diğeri edebiyat ve sanatın. il­ki iradenin, ikincisi aklın tarihidir. Bundan dolayı ilki genellik­le irkiltici ve hatta dehşete düşürücüdür; korku, dehşet, sıkın­tı, tehlike, hile, tezgah, düzen ve en masse korkunç katliam­lar. Buna mukabil diğeri her yerde zevk verici, sakin ve asu­dedir, tıpkı kendi başına akıl gibi, hatta böyle bir tarih yanlış yollardan söz etse bile böyledir. Onun ana dalı felsefe tarihi­dir. Bu gerçekte onun (bütün seslerin altında yer alan) pes perdeden sesidir, notaları diğer tarih türünde de işitilir ve hat­ta burda bile esas itibariyle görüşlere yön verir; fakat bu dün­yayı yönetir. Bu yüzden doğru olarak anlaşıldığında felsefe, her ne kadar çok yavaş işlerse de en kuvvetli maddi güçtür.