Popülizm son aşamada hep sıradan insanların hayal kırıklığı içindeki öfkesinden
destek bulur, “Neler olup bittiğini anlayamıyorum,
bıktım artık! Daha fazla devam edemem! Buna bir son
vermeli!” çığlığından destek bulur - sabırsız bir patlama,
sabırla anlamayı reddetme, karmaşıklığa duyulan öfke ve
birinin bütün karışıklıktan sorumlu olması gerektiği
yolundaki kesin inanç; bu yüzden de arkada kalıp her
şeyi açıklayan bir faile ihtiyaç duyulur. Burada, bu bilme reddinde yatar popülizmin tam olarak fetişist boyutu.
Eylemleri her şeyi söylüyordu: beğenseniz de beğenmeseniz de buradayız,
istediğiniz kadar bizi görmüyormuş gibi yapın.
Yorumcular, protestocuların içe kapalı yaşam tarzları
için mücadele eden dinsel ya da etnik bir topluluğun
üyeleri olup da kendileri için özel bir konum isteyen
kişiler olmadığını gözden kaçırdı.
1960’ların cinsel özgürleşmesinden geriye kalan şey
hegemon ideolojimize kolayca katılabilen bir hoşgörülü hazcılık. Bu yüzden keyfe yönelik süperego emri Kant’ın
“Du kannst, denn du solist!” (Yapabilirsin, çünkü yapmalısın!) sözünün bir tersine çevrilmesi olarak işlev görür - “Yapmalısın, çünkü yapabilirsin !”e dayanır. Yani,
günümüzün “baskıcı olmayan” hazcılığının süperego yönü (maruz kaldığımız sürekli kışkırtma, bizi sonuna dek gitmeye ve jouissance' m bütün kiplerini araştırmaya
sevk eden yönü) izin verilmiş jouissance ın kaçınılmaz olarak zorunlu jouissance'a. dönüşme tarzında yatar.
Aslında Komünist rejimleri yıkan şey, “bilgi devriminin” sağladığı yeni toplumsal mantığa uyum sağlayamamaları oldu: bu devrimi bir başka geniş ölçekli, merkezi devlet-planlama projesi olarak yönetmeye çalıştılar. Bu yüzden paradoks, Negri’nin kapitalizmi aşmanın biricik şansı olarak övdüğü şeyi, “bilgi devrimi” ideologlarının yeni “sürtünmesiz” kapitalizmin yükselişi
olarak övmelerinde yatar.