Sevgilinin ayak sesinin gelişini dinlemenin heyecanıydı bu. Yıllarca alelade bir ses diye dikkat etmediğim onun ayak seslerine şu anda neler yakıştırıyorum, neler!.. Onun ayak sesinin gelişini dinleyerek bir ömür boyu orada öylece bekleyebilirdim. O geliyor olacaksa, onun gelişini hissederek yaşlanmak elbette bir bahtiyarlıktır.
Zaman insanları çoğu konuda haklı çıkarır. Hislerin bağırarak söylediği her hakikati ihmal ettiğinde, görmezden, duymazdan geldiğinde. Nefsin arzularına kapı aralanmış olur böylelikle. Açılan o kapıda vakit susma vakti dendiği anda nefis tüm benliğiyle öne atılıp: "Hayır! Konuşma vakti." dediğinde sözünü her şeye rağmen esirgemek gerekiyor. Çünkü çoğu zaman susmak konuşmaktan evladır. Sükût sözü altın ettiği gibi aksi de hem sözü hem de sahibini çamura batırır. Geriye kuru bir gürültü ve kıymetsiz bir yığın sözcük bırakır.
Zira nefsin gürültüsüne aldanan kişi zamanını ve zeminini ihmal ettiği her şeyi de ziyan eder. Tıpkı gönül mülküne yaklaşması dahi uygun görülmeyenleri kalkıp bu sarayın tahtına oturtanlar gibi. Veyl olsun o müsriflere! Onlar ki zamanı israf ettiği gibi sözü de gönlü de akılsızca kullanırlar. Veyl olsun! Zamandan ve mekandan münezzeh olan Allah'ın insanın kalbine sığdığını unutanlara.
Kader, ne ince hesaplı bir çizgidir. Dün hayal ettiğimizle bugün yaşadığımız arasına uçurumlar sığdırabiliyor. Yine de bizler, o kadere ümitle sımsıkı bağlıyız.