üç yıl boyunca aynı odada kaldığım o çocuklarla daha çok ilgilenir ve
onların bana sunduğu dostluğa karşılık verirdim. ama yapamadım. beni,
olduğum gibi kabul etmiş o çocuklara karşı hiçbir zaman gerçek duygular
besleyemedim. bu da benim çoraklığımdandı. hiçbir şeye bağlanamayan,
dürüst hiçbir ilişkinin tarafı olamayan, sesi gür ama içi cılız bir çocuk
olarak, o yurttaki her bir insanı kullanıp posasını çıkardım ve azim’e
yaptığım gibi, hepsini çöpe attım. benimle konuştular ama onları
dinlemedim. sırlarını saklamamın tek nedeni, söylediklerini, duyduğum
an unutmamdı. beni sevdiler ama neyi sevdiklerini bilemediler. çünkü
buna asla izin vermedim. bana sundukları bütün o sevgi, göğsümden
girip sırtımdan çıktı ve boşa gitti... sonrasında, defalarca bana ulaşmaya
çalıştılar. ama hiçbir çağrılarına yanıt vermedim. onlardan gelen
haberlerin hiçbirine dönüp bakmadım. çünkü hepsi de, ayağımın altına
döşediğim birer kaldırım taşıydı. üzerlerinde yürümekten başka bir şey
yapmadım...