Halbuki aldığım terbiye, okuduğum eserler bana şaşaalı hayatlar vaat ettiler; şimdi nasıl olur ki bu miskin, bu donuk, bu düşkün hayatı severek kabul ederim?
Ah, ben niçin böyleyim? Ne olurdu ben de onlar ve herkes gibi bu hayattan zevk alacak his ve kabiliyette olsaydım da onlar gibi bu sefalet içinde kayıtsız ve gönül rahatlığıyla yaşayabilseydim... Onlar gibi bu dedikodularla, bu konularla, bu oyunlarla yetinebilseydim... Ve ruhum bu azap duyduğu elzem ihtiyaçlarla beni harap ve helak etmeseydi... İçinde yaşayacağım hayat için büyütülmüş olsaydım...
aramızdaki farkı düşündüm ve kendi kendime derin derin acıdım. Aman yarabbi! Bütün bu kalabalık içinde çölde garip ve avare kalmış, yolunu şaşırmış bir seyyah gibiyim. O kadar yalnızım, o kadar kendimi herkesten ayrı, herkesten başka buluyorum ki yavaş yavaş kalbimi bir korku, acı, büyük bir korku, "Ne yapacağım? Nasıl yapacağım?" korkusu harap ediyor.