Genç yaşlarda hayatı keşfetmeye çalışan insanlar...
Pekâlâ bir fikre kapılabilir. Bu fikir onlarda güçlü tesirler bırakabilir de... Bu fikir aşk da olabilir bir kahramanlık da...
Raskolnikov. Bir genç... Ve bir fikre kapılmış hâlde...
İnsanları ikiye ayıran Raskolnikov, bir tarafın olağanüstü diğer tarafınsa sıradanlar olduğuna inanıyor. Ve bu inancına tüm benliğiyle sahip çıkıyor, neticesinde herkesin bildiği o meşhur cinayeti işliyor.
Burada duralım çünkü gerisi spoiler olabilir belki şu ana kadar yazdıklarım tamamiyle spoilerdır bilmiyorum eğer öyleyse şimdiden özür diliyorum çünkü bunları yazmadan bir inceleme yapmamın mümkün olmadığını düşünüyorum şu anda.
Cinayet... ve sonrasındaki fevkalâde karışık duygudurumu. Dostoyevski'nin kaleminin gücüyle tanıştığım bir eser. Yaklaşık 700 sayfalık bir kitap fakat içinde olaydan çok karakterin.psikolojisi yansıtılmış ve bu şaşırtıcı bir şekilde okuyucuları hiç de sıkmışa benzemiyor.
Fakirlik... Uyumsuzluk... Ve ego... Raskolnikov'u bir cinayete sürüklüyor. Zekice davranmaya çalışıp gizlenmeye çalışıyor fakat zekasının yanında psikolojisi bu duruma destek mi köstek mi oluyor?
Henüz hayatın gerçekleriyle tanışmadığımız dönemlerde hep bir şeyler düşünürüz bazı iddialar ortaya atarız ve hatta hayatın anlamını tözünü bulmaya çalışırız. Su, hava, toprak, ateş, aşk, bilgi diyenler oldu. Raskolnikov başka bir teoriyle çıktı karşımıza bu da yetmedi bu teorisini denemeye kalkıştı. Deneme - yanılma meselesi. Kendisinin ne olduğunu keşfedecekti belki de. Bazı tatsız olaylar hiç hayalinde dahi tasavvur etmediği acılar... Ve sonunda kendisini bundan çıkarabilecek bir güç...
Okuduğunuza asla pişman olmayacağınız bir eser gerçekten bahsedildiği kadar varmış...