Manş Denizi'nin ayırdığı iki ülke: Fransa ve İngiltere... Roman tarihe ışık tutuyor. Fransız Devrimi'ne giden yolu anlatan tek kelimeyle muhteşem bir roman. Karakterler ve kurgu o kadar güzel ki... Karakterlerin rastlantısal bir şekilde bir araya gelişleri ve birbirleriyle bağlantılı oluşları beni yer yer çok şaşırttı.
Devrim sürecine giden yolda aristokratlar ile taban halkın yaşamları net bir şekilde ifade edilmiş. Aristokratların lüks içinde, vurdumduymaz ve her şeyi özgürce yapabilirim şeklinde yaşamaları, taban halkın açlık ve sefalet içinde olması... Bütün bunların sonucunda da taban halktaki hareketlenmenin getirdikleri. Vahşet, kan, duygusuzlaşma... Öyle ki bu süreçte giyotin ortaya çıkıyor ve adeta ilahlaştırılıyor. Aslında büyük dönüşümlerin, devrimlerin kan ve savaş olmadan gerçekleşemeyeceğini, özgürlük ve cumhuriyete giden yolda ne bedeller ödendiğini, masum olan insanlar olsa da ne şekilde canlarına kıyıldığını net bir şekilde görüyorsunuz. Bir başka dikkatimi çeken konu örgü ören kadınlar. Sanırım ne zaman örgü ören bir kadın görsem aklıma bu kitap gelecek. Bazı okuduğum paragrafları düşününce tarih tekerrürden mi ibaret onu da bilemiyorum. Özgür ve adaletin olduğu bir dünyada yaşamayı dileyerek, bu kitabı kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum.