Güneşin acımasız bir yargı gibi yaratıkların üzerine saçtığı bu soğuk aydınlıklar, gözlerimden içime akıyor; yoksullaştırıcı bir ışıkla aydınlanıyorum. Kendi kendimden tiksinmemin doruğuna erişmem için on beş dakika yeter, eminim.
Durup dururken, ortada fol yok yumurta yokken kendi kendimi gücendirdiğim çok oldu; aslında hiç sebep olmadığını bildiğim halde kendimi öyle dolduruyordum ki, sonunda gerçekten gücenip içerliyordum.
Irmaklar gibi kan akıtan nice insanlar var ki kahraman diye taç giymişlerdir! Memleketin kurtarıcısı diye omuzlarda taşınmıştır. Tarih onlardan cani diye değil, kahraman diye bahseder. Söyler misin bana, onlar kan dökme hakkını kimden almışlardı?