Dünyanın bütün nimetleri elinde bile olsa, onları tadabilecek bir ruh gerekir. Çünkü bizi mutlu eden; bir şeyin sahibi olmak değil, tadına varabilmektir.
Nasıl olur da bir başka insanı içinde hissedebilirdi? Onun gördüğü an, sahip olduğunu sandığı bütün organlarının aslında ne kadar bağımsız ve başına buyruk olduklarını bir kez daha anlıyordu. Yıllardır beraber yaşadığı Kalbi artık kendisini dinlemiyordu, beyni desen çoktan olay yerini terk etmişti. Ama adam bir şeyden çok emindi. Tüm hücrelerinin kendisini terk edeceğini bilse bile, onu gördü anları dünyada hiçbir şeye değişmezdi.