JULIET
Neredeyse sabah olacak: artık gitsen;
Yine de şımarık bir çocuğun kuşu gibi uzağa gitme;
Yaramazin, elinden bir parça saliverip de
Sonra da verdiği özgürlüğü kıskanıp
İpek bir iplikle geri çektiği
Bukağıya vurulmuş bir tutsak gibi.
JULIET
Kırık olur tutsaklığın sesi, gür sesle konuşamaz;
Inletirdim yoksa Yankı'nın uyuduğu mağarayı.
Sesi benimkinden de çok kisilincaya dek
Durmadan soyletirdim onun rüzgar sesine Romeo'nun adini.
JULIET
Biliyorsun, gecenin maskesi var yüzümde,
Olmasaydı eğer, duyduğun için demin söylediklerimi
Nasıl kizardigini görürdün yanaklarimin.
Çok isterdim ah bir güzel uyup göreneklere
Demin soylediklerimin tümünü inkar etmeyi!
Ama uğurlar olsun görgü kurallarina.
Seviyor musun beni? "Evet" diyeceksin, biliyorum,
Sözüne güveneceğim ben de; ama yemin edeyim deme,
Belki de tutamazsin; Zeus alay edermiş, derler
Sözünü tutamayan asiklarla.
Romeo, beni seviyorsan, söyle bana açıkça.
Kolayca elde edilmiş saniyorsan beni eğer,
Catayim kaşlarımi, naz yapip " hayir" diyeyim sana,
Ta ki sen kapanasin ayaklarima.
Yoksa dünyada yapmam öyle bir şey.
Doğrusunu istersen güzel Montague,
Çılgınca seviyorum seni; belki de bu yüzden
Hoppaca buluyorsundur benim hareketlerimi;
Ama inan sevgilim, daha bağlı olacağım sana
Daha kurnaz olup da çekingen duranlardan.
İtiraf edeyim ki, daha çekingen davranmaliydim,
Ama farkina varmadan ben, seni sevdiğimi
Agzimdan isitmissin. N'olur bağışla beni,
Hafiflige yorma sakın
Karanlık gecenin açığa vurduğu çaresizliğimi.
"Yan yana yürümeyelim diye dar yapılmıştı kaldırımlar. Ve yine yan yana yürümeyelim diye dar kafalıydı insanlar. Ve sırf dardi diye kafalar, düşünmeyi bırakıp sevmeyi denedik, sarılmak yakar bizi deyip aşkı hep uzaktan sevdik..." Charles Bukowski