Okulda 6-7 yıl geçirdim. Tek içimde bir heves uyansın diye. Acenteler de katiplik, seyyar satıcılık. Nasıl olursa olsun bir iş bence iyiydi. Oysa öyle yaşamak yaşamak değilmiş. Sıcak yaz sabahları yeraltı trenlerine tıkılmak, ömrün olduğu kadar senet kaydetmek, telefona cevap vermek ya da alıp satmak. Açık havaya çıkıp gömleğini atarak oturmak dururken yılın elli haftasını iki haftalık tatil uğruna işkence ile geçirmek. Yanındaki arkadaşlarının bir üstüne geçmekten başka bir şey düşünmemek.
İşte, geleceğini güvence altına almak böyle yapmakla oluyor.
Ekrem:- Kaç yıl geçti aradan bilmiyorum. Hep sizi düşündüm. Ne yaptınız bizden ayrıldıktan sonra?
Nermin:- Hiiiç. Yeni bir iş buldum. Değişen bir şey olmadı.
Ekrem:-Hep aynı hayatı mı sürdürüyorsunuz? Annenizle birlikte?
Nermin:-Yoo annemi kaybettim. Yalnızım artık.
Ekrem:-Yaa. Başınız sağolsun. Sizi üzmek istemezdim.
Nermin:-Ahaa. Aldırmayın. Ben gerçekçi bir insanım. Yaşamı olduğu gibi kabul ederim. Bir gün bu olacaktı.
Ülkü Uluırmak