Okulda 6-7 yıl geçirdim. Tek içimde bir heves uyansın diye. Acenteler de katiplik, seyyar satıcılık. Nasıl olursa olsun bir iş bence iyiydi. Oysa öyle yaşamak yaşamak değilmiş. Sıcak yaz sabahları yeraltı trenlerine tıkılmak, ömrün olduğu kadar senet kaydetmek, telefona cevap vermek ya da alıp satmak. Açık havaya çıkıp gömleğini atarak oturmak dururken yılın elli haftasını iki haftalık tatil uğruna işkence ile geçirmek. Yanındaki arkadaşlarının bir üstüne geçmekten başka bir şey düşünmemek.
İşte, geleceğini güvence altına almak böyle yapmakla oluyor.
Ağacım
Mahallemizde
Senden başka ağaç olsaydı
Seni bu kadar sevmezdim.
Fakat eğer sen
Bizimle beraber
Kaydırak oynamasını bilseydin
Seni daha çok severdim.
Güzel ağacım!
Sen kuruduğun zaman
Biz de inşallah
Başka mahalleye taşınmış oluruz.
İstanbul'dan gelenlere sordum:
"Uslu kız ne halde?" dedim.
*********
Onlar dediler ki:
"Uslu kız bugün pudra, krem, allık, sürme ve cila içinde
fink atıyor. Şimdi kolları çıplak, etekleri kısa, çorapları ipek, ökçeleri yüksek, gözleri küstah ve yürüyüşü oynaktır."
***********
Bir saniye böyle düşündüm; fakat sonra "bu tahavvüle
ne dersin?" diyenlere karşı yüreğimin burkulduğunu belli
etmeyerek omuzlarımı silktim:
"Hiç!" dedim.
"Bunun böyle olacağı belli idi!" demedim.