Bu hikayede herkes masum. Aynı zamanda da herkes suçlu. Herkes masum çünkü aşıklar. Herkes suçlu çünkü Kaknusia sustu, hiçbir şey için çabalamadı. Bahşı suçlu çünkü vazgeçmeyi bilmedi. Evrennik İshak suçlu çünkü gerçekleri sakladı. Gunala suçlu çünkü hep bekledi.
Kitabı okurken karakterlerin dördünün de yerine koydum kendimi. Dördünün de çok sevdiğini hissettim ama bazen çok sevmek yetmiyor ve sevginin de üstünde bir güç olduğunu bilmek gerekiyor.
Dördünün de bir ortak noktası var aşklarına çok sadıklar, aradan çok çok uzun yıllar geçmesine rağmen bu durum hiç değişmemiş.
Belki de aşk beraberinde suçu da getiriyordu. İnsan aşk uğruna nasıl da ziyan ediyordu kendini.
Bahşı, Kaknusia'ya deli gibi aşık ve ömrü boyunca onu arayan bir adam. Aşkı en çok hak edenlerden.
Gunala, Bahşı'ya aşık yıllarca gözünün önünde onu görmesini bekleyen bir kadın. Bahşı'nın Kaknusia'ya olan aşkını benim gözümde aslında sen hak ediyordun.
Hani bir söz var ya: ''Elimi uzatsam dokunabileceğim kadar yakın ama aynı zamanda da çok uzağımda.'' diye işte bu da Evrennik İshak. Fedakarlığın bir diğer adı da denebilir.
Kitabın sonlarına yaklaşırken bir tahminim vardı nasıl biteceğine dair ama asla beklediğim gibi olmadı ve son çok bambaşka bitti. Ve kitabı kapattığımda durup dedim ki: Bu delilik, gerçek bir delilik. Başka hiçbir şey değil. Eğer aşkı doğru yerde ve zamanda bırakabilselerdi belki de çok farklı bir son olabilirdi. En azından daha iyi bir son.
Aşkın tanımının şimdi neden bu kadar zor yapıldığını anladım çünkü herkes farklı şartlarda, farklı pencerelerden, kendine özgü hislerle yaşıyordu ama hepsi seviyordu tıpkı bu hikayede olduğu gibi.
Gerçekten sevdiğim ve tekrar okuyacağım kitaplardan biri. Sadece aşk hikayesi olarak değil çok çok farklı yerlerden, farklı konular üzerinden ele