Ardından Mülazım'a dönüp sordu:
"Hakikaten efendim, korkan o değil de neden biziz? Allah'ın adaleti mi bu?"
Abdülbeleş, çömeldiği yerden başını kaldırıp ona çıkıştı:
"Tövbe de, taş olursun!"
Fakat Mülazım soruyu "Akıl bize korkmayı öğretti," diye cevapladı. "Farede akıl yok, o anca yeterince korkar. Sonra hemen hayatına geri döner."
Bunu söyledikten sonra ayağıyla zemine vurdu. Gümlemenin ardından fare, ağzındaki gıda ile ansızın tıkır tıkır bir metre koşup duruverdi ve bu emniyetli mesafede, sanki hiçbir şey olmamış gibi ekmeğini yine yemeye başlamıştı.
"Kaçtı işte," dedi Daz, "Korktu, bizim gibi."
"Korkmadı," dedi Kibar, "Sadece mesafe koydu."
"Demek ki cesur."
"Kesin sesinizi!" diye bağırdı Karagümrük, "Fareyi t*şakları altı okka deliduman yiğit yaptınız! Kes artık, kes!"
Ardından Mülazım'a dönüp, "Efendim, ne olur dövün şunları," dedi, "Hem delirdiler hem delirtiyorlar."