"Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazen o kerteye varıyordu ki kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve safadan, lezzet ve şevhetten bir alem kurup keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı".
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Ama bilmek ve şahit olmak en büyük mutluluktur. Macera ise büyük bir ibadettir çünkü O'nun eserini tanımanın başka bir yolu olduğunu görebilmiş değilim".
"Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg'u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret".
"Bizi birbirimizden yoksulluk, düşkünlük hatta ölüm, Tanrı'nın ya da şeytanın üzerimize yağdıracağı hiçbir şey ayıramayacakken sen bunu kendi arzunla yaptın. Senin yüreğini ben yaralamadım...kendin yaraladın! Bunu yaparken benimkini de yaraladın (...) Ben yaşamak istiyor muyum? Bu acaba benim için nasıl bir hayat olur? Senin yokluğun...Ah, Tanrım! Sen ruhun toprağa gömülü halde yaşamak ister miydin?"
"Arada bir de durup tepeden bakarcasına giysilerimi, yüzümü gözden geçiriyordu. Giysilerim epey süslüydü ama yüzüm onun istediği kadar hüzünlü olsa gerekti".