Sevmek... Alacakaranlığın ufalaya ufalaya sildiği bir adamı tutup ellerinden, başına ay ışığından bir hale geçirmektir, kaybolmadan sabaha çıksın diye.
Hepimiz günün bir kısmında, yani uyurken deliriyoruz ve belki de aklın çemberinden, sıkıntısından kurtulan ruhumuz böylelikle dinleniyor. Biz rüyalarımızda çıldırıyoruz, deliler uyanıkken rüya görüyorlar.
Bundan başka her gün azar azar birini öldürdüğümüz de muhakkaktır. Ve bu "biri" en sevdiğiniz insandır. Söylediklerimin aksi de aynı derece de doğrudur. Mânevî sahada her iddia doğrudur.
Kabil mi bu acaba? İnsan uykunun karanlıkları arasında, bir kum tanesi kadar küçük ve kendi kendini teftişe muktedir bir şuur noktasını uyanık bırakarak, beyninin öte taraflarına istirahat verebilir mi?