Bir de “kirli çamaşırları olmak” diye bir deyim vardır. Benim için o çamaşırlar doğduğum anda kirliydiler ve ben büyüdükçe temizlemek yerine daha pis ve irenç hale geldiler, ta ki her gece milyonlarca farklı cehennemin azabını çekecek kadar kokusu ağırlaşana dek.
Fakat bu, benim kalbimin en derinliklerinde saklamaya çalıştığım şeylerin suretiydi.Önden bakıldığında gülüyor ve insanları güldürüyor olsa da aslında öylesine melankolik bir kalbî barındırıyordum.
Görünürde her zaman gülümsüyor olsam da içeride çaresiz bir mücadeleyle debeleniyordum, bir ipte yürüyordum, ter içindeydim, onların eğlendirdikçe felaket ihtimali her an yaklaşıyordu.
Denilebilir ki burası sabahleyin pisliğini sokaklara döken, akşamları sokakların pisliğine kucağını açan bir çöplüktü.
…
Burası şehrin her tarafından toplanan evsizlere bir sığınaktı. Fakat burası hayvanlıklarını doyurmak isteyen birtakım sefillerin de limanıydı.