"Çok geç olmadan ülkenizi ve halkınızı kurtarın. Halk kitlelerine inin. Onları iyileştirin, öğretin, eğitin." (s.144)
Bir düşünün, bulunduğunuz zaman, yönetim ve konum hakkında. Eminim ki çok geçmeden sitem etmeye başlayacaksınız. İnsanları suçlayacaksınız, bulunduğunuz zamanı kötüleyeceksiniz, yönetimin sizin hayatınızı karartıp durduğunu söyleyeceksiniz. Peki tüm bunlar sonunda ne olacak? Oturup kendi şikâyetlerinizle kendinizi ve çevrenizi boğmaya devam edeceksiniz. Madem bu kadar dolmuş durumdasınız, neden adım atma cesareti göstermiyorsunuz? Bunca şikayetten sonra oturmaya devam etmek niye?
Size bugün gerçek bir öyküden söz edeceğim, bir bataklık ülkesinin dünyanın en iyi eğitim sistemine sahip olan bir ülkeye dönüşmesinden. Finlandiya, uzun yıllar İsveç hükümeti yönetiminde hareket etmeye çalışan küçük, gelişmemiş bir bataklık ülkesiydi. Hiçbir zaman zengin doğal kaynaklara da sahip olmadı, kendini kurtarabilecek güçlü bir yönetime de. Bundan yıllar önce Finlandiya kendi ulusunu yaşayamıyordu, benlikleri yoktu. Ancak Finlandiya halkının içinde ufak da olsa yanmaya devam eden bir meşale olması durumu farklı bir hâle getirdi. Snelman'ın başa geçmesiyle birlikte halk, kendini eğitime ve değişime adamaya başladı. Hiçbir şey kolay değildi çünkü her şeyin temellerini baştan atıyorlardı. Mücadele etme çabaları gülünç gözükse de bu, onların içinde yanıp tutuşan alevi söndürmek için bir sebep değildi. Finlandiya halkı, değişime önce kendilerinden başlayıp daha sonra eğitime ve sonra yönetime müdahele etmeye çalıştılar. Tüm bu çabaların sonucu onları şu anki en iyi eğitim sistemine sahip ülke konumuna getirdi. Ayrıca Finlandiya halkının yaşam tarzının biraz daha içine girdiğimizde bunun sadece istatistiklere dayalı bir sonuç değil, insanların düşünce yapısına olumlu etki