Kaç gece gökyüzüne bakarak ölümü diledim bilmiyorum. Her nefesimde tekrar tekrar ölmek, tamamen gitmek istedim. Öyle bir acıyı konuk etmişim ki içime, tek arzuladığım şeyin ölüm olduğunu fark edememişim. Şimdi daha iyi anlıyorum, yelkovanın o kısık sesinin neden çığlık çığlığa olduğunu.
Gidiyorsun... git!
Her şeyi silmeye heveslenmişsin, sil!
Peki unutabilecek misin bu kızı?
Sana unutturabilecek mi birisi beni?
Avuç içlerini öptüğümü, saçlarını sevdiğimi, sarılmak için aştığım yolları sindirebilecek misin? Yıkabilecek misin bu evi başına? Arkanda bıraktığın bu anıları, bu kasvetli duyguları bie çırpıda sökebilecek misin? Sen beni sevmeyi unutabilecek misin sevgilim? Biz her şeyin üstesinden geldik ama birbirimize yenildik. İşte bu; savaşarak kaybetmekti...
Eylül'dü.
İzlerini çizdiği zaman ansızın gidişin,
Şimdi yoktu bi anlamı suskunluğun.
Çırılçıplak kalakaldım sessizliğin orta yerinde.
Sonra sesime yankı vermeyen uçurumlar kıyısında yürüdüm bir zaman,
En çok sesini aradım.
Gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydiler hâlâ.
Gözlerini sildi zaman...
Dedim ya... Eylül'dü.
Savruluşu bundandı kimsesizliğimizin..
Cemal Süreya