Şu an tek bildiği, kendini hiç bu
kadar yalnız hissetmediğiydi. Ancak, henüz
bilmediği bir şey vardı, o da "yalnızlık"
duygusunun, hayatının daha sonraki yıllarında da
onu esaretinde tutacağı gerçeğiydi.
"Anlatacağım hiçbir şeyin zamanı belli değil
oğlum. Onun için de hepsini birden anlatayım. Böyle
şeylerin, herkes için zamanı değişiktir.
İnsanoğlunun doğumunda,yaşamında, ölümünde
kurallar hep aynıdır. Ama herkesin zamanlaması
kendine aittir. Bu erkek için de, kadın için de
geçerlidir. Ancak, tabiatın kuralı olan kaçınılmaz
gelişmelerin dışında, insanın kendi yaşayacağı
gelişmeler var ki, işte onlarda çok dikkatli olmalısın.
Çünkü, zamanla anlayacaksın ki, insana en büyük
kötülük, kendi düşüncesiz kararlarından gelir."
"Peki biz mi haklıyız, Japonlar mı?" diye sordu Seyit.
"Savaş olması demek, sebep her ne ise, her iki
taraf da kendini haklı zannediyor demektir, oğlum.
Asıl haklının kim olduğunu tarih gösterir."
"Özlemek, oğlum ancak sevdiklerin olduğu
müddetçe gerçekleşen bir duygudur. Bu da insana
mutluluk vermelidir. Yeter ki, sevdiklerin bir daha
hiç görüşemeyeceğin uzaklıklarda olmasınlar.
Özlem o zaman yaman olur."