toplum; bireyin ayak bağıdır, bireyi kısıtlayandır, özgürlüğün karşısında duran yapıdır bu yüzdendir ki topluma bağımlılık değildir önemli olan, burada çizgi şudur: topluma bağlı olmak.. yaşayanları kör olan bir toplumda kişi siyah dışında asla başka bir renk düşünemez. bu topluma konuk olmuş biri; güneş sarıdır derse delirmiş bu diyeceklerdir, deniz mavidir dediğinde aptal diyeceklerdir, yine ağaç yeşildir dediği an kör bu diyip inanmayacaklardır ona.. hayatı boyunca yuvarlağın ne olduğunu bilmeyen bir toplumda kişi dünyanın yuvarlak olduğunu iddaa ettiğinde elbette asılmaya kadar gidecektir kellesi, tek kulaklı bir toplumda iki kulağı olan da farklı görüneceği gibi iki gözü olan toplumda da tek gözü olan farklı görünecektir.. kulağı olmayan bir toplumda kişi dans edemez, işittiği müziğe karşılık verdiği an delirmiş bu diyeceklerdir; aklı olmayan bir toplumda kişi aklını kullandığı an, bir fikir ürettiği an, düşündüğü an delirmiş bu diyeceklerdir.. şimdi bir kez daha düşünün: kadın ile erkeğin neden eşit olmadığını, kadının neden erken yaşta evlendiğini, çok eşliliğin neden olduğunu, kundaktaki çocuğa kadar varan kötü zihniyetin neden olduğunu, kadına şiddetin ve tecavüzün neden olduğunu, cinayetlerin neden olduğunu, saygının, sevginin, iyiliğin, güzelliğin neden olmadığını, hayvana şiddetin, tecavüzün neden olduğunu, doğayı katletmenin neden olduğunu bir kez daha düşünün. inanın yanıt şu olacaktır: topluma bağımlı olmanız.. toplum tarafından bu yapılanların daha siz anne karnındayken her bir hücrenize işlendiğini düşünün, henüz küçük bir çocukken göster bakalım pipini diyen babanızı düşünün, sünnet edildiğiniz gün yaşanan kutlamaları düşünün, şiddet uyguladığınızda takdir edildiğinizi düşününün, her yanlışınızda arkanızda olan ailenizi düşünün, istediğiniz saatte