melisa wonka

7/10
·192 syf.··
2025 14. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2025 12:50
otoriteye boyun eğmeyi reddederek daha adil ve özgür bir yaşamın mümkün olabileceğini savunan 68 kuşağı aydınlarının direniş hikayelerinden birini okuyoruz romanda. baş karakterimiz selim de deniz gibi, hüseyin gibi, ahmet ya da mehmet gibi eşitsizliğe ve adaletsizliğe karşı durmaktan çekinmeyen ve gençliğin düzeni değiştirebileceği umudunu taşıyanlardan yalnızca biri. romanda selim ve ailesinin kurgusal hikayesini okumuyor, dönemin zorlu şartlarına şahit olup yaşananların gerçeklikle tamamen örtüştüğünü, hatta hafifleterek kaleme alındığını biliyoruz. bir gece polisler tarafından ansızın içeri alınarak karakteri, kişiliği, sevdikleri ve sevmedikleriyle var olan selimin kimliğinin silinişini, artık yalnızca bir mahkum, hatta bir hain etiketiyle var olmaya devam ederken kızı ve eşine olan aşkına sıkıca tutunup yalnızca onlara tekrar kavuşabilme umudundan aldığı günle geçirdiği zorlu günlere tanık oluyoruz. livanelinin karalama defterini bile hayranlıkla okuma potansiyeli olan biri olarak bu romanı da severek okudum. toplumsal hafızamızda acılı izlerle kazınan bu kuşağın boğaz düğümleyen hikayesi çok daha hissettirilerek, çok daha fazlasıyla yazılmalıydı diye düşünüyor, fakat kaleme alınan hiçbir romanın yalnızca yazarın tekelinde olmadığının bilinciyle bu noktada kendisini eleştiremiyor, yalnızca mevcut duruma tekrar üzülmekle yetiniyorum.
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,2bin okunma
Reklam
6/10
·368 syf.··
2025 13. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 24 Kasım 2025 12:27
hani bazı filmler vardır ya, oyuncunun seyirciye seslenmesiyle başlar ve yine aynı oyuncunun son sözlerini bizlere söylemesiyle sonlanır; bu kitap aynı hissi veriyor ve bu da kitaba samimi ve sıcak bir hava katmış. yazarın dili de oldukça samimi zaten, cümleleri mizahla harmanlanmış. fakat bu mizah zaman zaman hikayeye içten bir hava katmaktansa gerçeklikten uzaklaştırmış. en azından ben kimseyle girdiğim diyaloglar içinde bu kadar bayağı cümleler kurmadım ya da duymadım. kitaba ilişkin beni en rahatsız eden şey kullanılan dil ve betimlemelerin yapaylığı, orantısızlığı oldu. yine de nermin yıldırım kalemine bir şans daha verecek ve birkaç okuma daha yapacağım. kurguya gelirsek, müthiş bir kurgu ve olabildiğince güzel işlenmiş. kitabımız evli bir kadın olan feribe'nin evliliği sırasında yaşayıp terk edildiği ilişkisi sonrası çektiği aşk acısına dayanamayıp yolu mazi imha merkezinde bulmasıyla başlıyor. orada aldığı seansları, hayatına ortak olan insanları, bir yandan da ihanet gibi ağır bir yükle yaşayıp "kötü kadın" olarak yaftalanmaya çok müsait olduğunun bilincinde olduğundan ve içten içe kendini de affedemediğinden kimseyle hiçbir şey paylaşamayan bir kadının yükünü okuyor, belirli noktalarda onu anlamaya davet ediliyoruz. kitap, son sayfalara yaklaşırken yazarın dilinden duyduğum rahatsızlık sebebiyle " çok da sevmediğim romanlar" listeme eklenmekten çıktı. tam da burası spoiler içerdiğinden eğer kitabı okumadıysanız incelememi burada sonlandırabilirsiniz. okuyanlar için; roman boyunca bu aşk hikayesinin geçmişini merak edip durdum. ve sonunda da bir kavuşma yaşanacağından ya da kavuşma olmasa bile bir rastlaşma sonrası karakterlerin yollarına devam ederek tamamlanmış bir şekilde ayrılacaklarından emindim. fakat böyle olmadı. ne ilişkinin geçmişine ilişkin çok
Unutma DersleriNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 20255,4bin okunma
9/10
·152 syf.··
2025 11. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2025 22:48
aramızdaki gergedanlar, gergedanlaşan insanlar, insanlaşan gergedanlar, içimdeki gergedan, sen gergedan, ben gergedan... mine söğütü bazen tam olarak anlamıyorsunuz ama her cümlesini hissediyorsunuz. ve ben bunun ne kadar değerli olduğunu, kendisiyle tanıştığım madam arthur beyin tuhaf hikayesi kitabında anlamıştım. kendisinin sert ve vurucu dili, oluşturduğu çok katmanlı atmosfer, yüzeyde absürt fakat çok derin kişisel ve toplumsal altmetinli öyküleriyle bu kitabında da beni kendine hayran bıraktı. kitapta olay örgüsü bakımından birbirinden bağımsız fakat tematik açıdan bütün oluşturan birçok öykü okuyoruz. her öyküde kendinizden, çevrenizden bir şeyler; gergedanlar buluyorsunuz. kitapta çoğunlukla toplumun dışına itilip iç kabuğuna sıkışmış insanlar resmediliyor. fakat mine söğüt bunu doğrudan değil, simgelerle yapıyor. onun metinlerinde bir simgeyi birçok farklı şekilde okumak mümkün. kitaptaki her öykünün ortak ve aynı zamanda ayrıştırıcı noktası da gergedan simgesinin farklı anlamlara geleb şekillerde bir metafor olarak sunulması. bazı öykülerde gergedan yalnızlaşma ve soyutlanmayı temsil ederken bazı öykülerindeyse ilkel gücün sembolü olarak kodlanan gergedan, içimizdeki öfkeyi, nefreti, ve dürtülerimizi bastıramamyı ifade ediyor. kitaba dair en sevdiğim öykülerden biriyle incelememi bitirmek isterim. "üçlü kanepe" etkilendiğim ve üzerine uzunca düşündüğüm bir öykü oldu. kitabın en sessiz ama en derin karakteri bence bu öyküdeki anne figürüydü. anneye ne kızabiliyor, ne de hak verebiliyorsunuz ama bir noktada, nasıl olduğunu ve hangi duygularla eşleştirdiğimi hâlâ anlamlandıramadığım halde bir duygudaşlık yaşadığınızı hissedip onu anlıyorsunuz. kadın olmakla sessiz kalmak arasında kurulan ve bizlere her alanda dayatılan bu bağın yükünü en çok bu öyküde
Gergedan - Büyük Küfür KitabıMine Söğüt · Can Yayınları · 20223,481 okunma
3/10
·104 syf.··
2025 12. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2025 12:21
filozoflarla beş çayı farklı felsefi yaklaşımlara eğilmiş kolektif bir seri. ben bu seriden stoa felsefesini okudum. stoa öğretisini seneca, epiktetos ve marcus aurelius yaklaşımlarıyla 3 ayrı bölümde sunuyor. kronolojik olarak her bölümde bir filozof merceğe alınıyor. stoa feslefesi hakkında fikir sahibi değilseniz başlamak için uygun bir eser olduğunu düşünmüyorum; öğretiler detaylıca açıklanmıyor ve filozofların hayat hikayeleriyle stoa feslefesinin bağdaşımını çok az görüyoruz eserde. fakat stoa feslefesine yönelik birkaç okuma yaptıktan sonra da okumanızı önereceğim bir kitap değil. bu noktada da oldukça yüzeysel kalıyor. özetle, benim okumasam da olurdu listeme eklenen bir kitap oldu.
Stoa Felsefesi - Filozoflarla Beş ÇayıKemal Karadayı · Olimpos Yayınları · 0142 okunma
8/10
·56 syf.··
2025 10. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2025 14:37
yahudi küçük bir çocuk olan moise, daha doğrusu "momo"nun, mavi olmayan mavi sokaklarındaki müslüman bakkal mösyö ibrahimle olan hikayesi; elinize alıp bir çırpıda okuyabileceğiniz, içinizi sımsıcak yapan bir öykü. momonun masumluğu ve mösyö ibrahimin hayran kaldığım hayat görüşü karşısında sayfaları çevirirken ufak bir tebessüm yüzümden hiç eksik olmadı. o kadar tatlı, sade, iç ısıtsn bir hikayeleri var ki dostlukları ne etnik ne de dinsel önyargılara yenilmiyor.
Mösyö İbrahim ve Kuran'ın ÇiçekleriEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20246,4bin okunma
Reklam