Sığınabileceğim birine öyle ihtiyacım vardı ki, gerçek bir his bile aramamış, gördüğüm ilk kişiyi malum kostüme sığdırmaya çalışmıştım. Mesele Yakup'un bir erkeğe åşık olması değildi. Mesele Yakup'un başka birine åşık olması bile değildi. Mesele Yakup'un bana åşık olmaması, dahası benim de ona åşık olmak için makul bir sebebim bulunmamasıydı. Yolda yazdığım mektupları düşündüm. Yakup benimle ilgilenmiş olsaydı bile, sonuçta onları kendi kendime yazmamış mıydım? Her haltı yaşayış biçimim gibi. Kendi kendime, kafamın içinde. Bir yandan bunları düşünüyor, öbür yandan da halime gülüyordum. Ah be Seher, ölmemek için mi, yoksa yaşamak için mi aşka tutunmaya çalışıyorsun? Bu aşk masallarını kim anlattı ki sana, bu yaşında hålå kendine kanat takmak yerine kurtuluşu elâlemin kollarında arıyorsun? İyi oldu sana!
Oh, iyi oldu.