Melis Ülker

Melis Ülker
@melisulker
Endüstri Mühendisi
Yüksek Lisans
Ankara
17 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Tad’ın yanıldığından hiç kuşkum yoktu, biraz da acıyordum ona. Bütün insanlığı büyük bir tutkuyla seviyordu ama gerçekte kimsesi yoktu. Yalnız olduğu için mutsuzluğa inanıyordu. Umut, iki kişiyle olur. Büyük sayılarla ilgili bütün yasalar bu gerçekten yola çıkarlar.
Reklam
“Demek beni deli yerine koydular. Eh, takdir edersin ki, bu yakışıklı beylerle güzel hanımlar pek haksız da sayılmaz. Bütün hayatını uğur böceklerine vakfetmiş bir adamın birkaç tahtası eksiktir açıkçası. Yalnız burası yoruma kalmış. ‘Tahtası eksik’ diyen de çıkar, ‘kutsal kıvılcım’ diyen de. Kimi zaman bunları birbirinden ayırmak güçtür. Ama sen birini ya da bir şeyi gerçekten seversen, ona senin olan —hatta sen olan— her şeyi ver, gerisiyle uğraşma…” Kocaman bıyıklarının üzerinden ani bir sevinç dalgası geçti. “İşte postanede iyi bir memur olmak istiyorsan, bilmen gereken bu, Ludo.”

Melis Ülker

, bir kitap okudu
Puan vermedi·304 syf.·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Kasım 2025 00:00
·
2025 28. kitabı
Romain Gary (Emile Ajar)
8.9/10 · 175 okunma
Filozof Marilyn Frye, kısa ve etkili makalesinde bu konuya güçlü bir açıklama getirir. Öfkenin bulunduğu her yerde, mutlaka kötü bir şeye neden olan bir etkenin de var olduğunu öne sürer. Bu nedenle, örneğin yağmur yağdığı için öfke duymak mantıklı değildir; çünkü bu bir adaletsizlik değil, şanssızlıktır. Frye’ye göre öfke, adaletsizliğe işaret eden bir duygudur; bu adaletsizliği kabul etmek ise bir telafi gerektirir. İşte tam da bu telafi talebi nedeniyle, öfke Frye ve diğer çağdaş filozoflar tarafından temel bir politik duygu olarak kabul edilir. Özellikle öfke kadınlıkla ilişkilendirildiğinde karşılaştığı direncin bir kısmı da bu politik gücünden kaynaklanır. Kadın bedeninde öfke, tarih boyunca aşırı, mantıksız ya da histerik olarak etiketlenmiştir. Bu tür sıfatlar, öfkenin nedenlerini itibarsızlaştırmak ve dolayısıyla bu nedenleri yaratan yapısal faktörleri görünmez kılmak için kullanılmıştır. Başka bir deyişle, kadının öfkesine kulak vermemek için önce onun öfkesini “anlamsız” kılmak gerekmiştir. Bu nedenle Frye’nin yaklaşımı, öfkeyi bastırmak yerine onu anlamaya, bağlamına yerleştirmeye ve dönüştürücü potansiyelini tanımaya çağırır. Bu, öfkenin kişisel değil, kolektif ve politik bir mesele olduğunu vurgulayan güçlü bir bakış açısıdır.