“Saraylar… Yanar tabii,”… “Halkı fakir olan zalimlerin sarayları er geç yanar. Alev almamış tek bir saray yoktur dünyada. Kimini gerçekten alevler sarar, yakar, kimi paçasından tutuşur yanar. Ama her saray mutlak yanar.”
Uzun bir günün, hatta akşamın ardından insanın yalnız başına kalıp, kendi koltuğuna oturup kendi olabilmesi, yıllar süden uzun ve maceralı bir yolculuktan sonra yolcunun kendi evine dönmesine benziyor.